Anket doldur para kazan!
Aksoy Araştırma

Rusya, Doğu’nun potansiyelini gördü

20180911165632567_82485.jpg

Yuan Tinglei-CRI Haber Merkezi

4. Doğu Ekonomik Forumu 11-13 Eylül günlerinde Rusya’nın en doğusundaki liman kenti Vladivostok’ta yapılacak. Forum’a Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile diğer Doğu ve Kuzey Asya ülkelerinin liderleri olmak üzere 60’tan fazla ülkeden heyet katılacak.

Doğu Ekonomik Forumu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in girişimleri sonucu ilk kez 2015 yılında yapıldı. Söz konusu girişim, Rusya ile ABD ve Avrupa ülkelerinin ilişkilerinin hızla kötüleştiği bir zeminde Rusya’nın “Doğu’ya yönelme” kararlarından biri olarak görülüyor.

Rusya’nın “Doğu’ya yönelme” politikası, önceki yıllarda Batılı ülkeler tarafından yaptırım baskılarını hafifletmek için alınan “geçici bir taktiksel düzenleme” olarak değerlendiriliyordu. Hatta o dönem bazı medya kuruluşları “Doğu’ya yönelen Rusya kendi geleceğini görebiliyor mu?” şeklinde sorgulamalar yapıyordu.

Ancak son yıllarda Rusya’nın Doğu’ya yönelik adımlarının hızlanmasıyla birlikte, “Doğu’ya yönelme” politikasında uzun vadeli ulusal strateji özelliği daha çok görünmeye başladı.

Çin’in Uzak Doğu işbirliğindeki payı büyük

Rusya, Doğu’ya yönelmesinin ardından Çin-Rusya işbirliğinin büyük yararlarını gördü. Çin, Rusya’nın en büyük ticaret ortağı olarak 2015’teki ilk forumdan bu yana, foruma her yıl kalabalık ve üst düzey heyet gönderdi. Xi Jinping’in foruma katılması da Çin’in ilk kez cumhurbaşkanı düzeyinde forumda bulunarak, Uzak Doğu işbirliğine katılımındaki aktif tutumunu gösteriyor.

Çin ve Rusya arasında kurulan Uzak Doğu işbirliği, ikili kapsamlı stratejik işbirliği ve ortaklık ilişkisinde her geçen gün daha önemli bir rol oynuyor.

Çin, şu an Rusya’nın Uzak Doğu’daki en büyük ticaret ortağı ve en büyük yabancı sermaye kaynağı ülkesi konumunda. Çin’in Rusya’ya toplam yatırım miktarı 4 milyar dolara ulaştı. Ayrıca, 26 Çin sermayeli şirketin Rusya’nın Uzak Doğu’yu kalkındırma amacıyla kurduğu kalkınma bölgesine ve Vladivostok limanına girdiği de bilinyor.

Bununla birlikte iki ülke, sınırda bulunan Heilongjiang Nehri üzerinde yürütülen demiryolu ve karayolu köprüsü projesini de ortaklaşa idare ediyor. Bu proje ile iki ülkenin sınır bölgelerindeki altyapı tesisleri bağlarının güçlenmesi bekleniyor. Hiç şüphesiz, Çin-Rusya işbirliğinin derinleştirilmesi, Rusya’nın Doğu’ya yönelme stratejisinin önemli bir ayağını oluşturuyor.

Kuzeydoğu Asya’da adım adım kurulan çerçeve

Rusya, Doğu’ya yönelerek Kuzeydoğu Asya ile işbirliğini genişletme potansiyelinin farkına vardı. Üst üste üç defa başarılı şekilde düzenlenen Doğu Ekonomik Forumu, Kuzeydoğu Asya bölgesinde olumlu etkiler yarattı. Geçen yılki forumda 2,5 trilyon ruble tutarında sözleşme imzalandı. Bu rakamın, bu yıl 3,5 trilyon rubleyi aşması bekleniyor.

Kuzeydoğu Asya, zengin kaynaklara, olgun piyasaya ve büyük gelişme potansiyeline sahip bir bölge. 4. Doğu Ekonomik Forumu’na katılan Kuzeydoğu ülkelerinden liderler arasında, Xi Jinping’in yanı sıra, Moğolistan Cumhurbaşkanı Khaltma Battulga, Japonya Başbakanı Şinzo Abe, Güney Kore Başbakanı Lee Nak-yeon gibi isimler de yer alıyor. Bu, bölgedeki ülkelerin işbirliğini güçlendirme iradesini yansıtıyor.

Kuzeydoğu Asya’da iki taraflı ve çok taraflı işbirliği çerçevesi şu an adım adım kuruluyor:

Çin-Rusya-Moğolistan Ekonomik Koridoru’nun inşasının ilk etkileri görülmeye başladı; Çin-Japonya-Güney Kore Serbest Ticaret Anlaşması’na ilişkin müzakere süreci hızlandı; Güney Kore ile Kuzey Kore (KDHC) arasında ekonomik işbirliğinin önümüzdeki yıl başlatılması bekleniyor.

Bununla birlikte bölgedeki ülkelerin Kuşak ve Yol inisiyatifine yönelik olumlu tutumu da fikir birliğine dönüştü demek yanlış olmaz. Bu koşulda Xi Jinping ile diğer Kuzeydoğu Asya ülkeleri liderlerinin Doğu Ekonomik Forumu’na birlikte katılması, bölgesel işbirliği seviyesini yükseltirken, Kuşak ve Yol inisiyatifinin Kuzeydoğu Asya’da derin ve somut şekilde hayata geçirilmesini de ilerletebilecek. Bu durum hiç şüphesiz Rusya’nın Uzak Doğu bölgesini kalkındırma planına da büyük yarar getirecek.

Asya-Pasifik ekonomisinin gelişimi fırsatlar da getiriyor

Doğu’ya yönelen Rusya, Asya-Pasifik ekonomisinin hızla gelişmesinin getirdiği fırsatları da gördü. Uzak Doğu bölgesi, son derece zengin doğal kaynaklara sahip. Dolayısıyla “dünyada derin bir şekilde geliştirilmemiş tek hazine” olarak adlandırılıyor. Fakat bu hazine, ekonomik büyümenin yavaş olması, altyapı tesisleri koşullarının geri kalması, nüfusun başka bölgelere kaçması gibi ciddi sıkıntılar yaşıyor. Dolayısıyla, bugüne kadar hak ettiği stratejik ve ekonomik değeri görebilmiş değil. Doğu ile Batı arasındaki dengeli gelişme stratejisine önem veren Rusya, son yıllarda Uzak Doğu’yu kalkındırmayı ulusal strateji olarak belirledi.

Bu stratejinin arkasında, Asya-Pasifik bölgesindeki ekonominin hızla büyümesi yatıyor. Asya-Pasifik ekonomik çevresi, dünyanın en canlı ve en hızlı büyüyen bölgelerinden biri olarak, Rusya için büyük tüketim piyasası ve gizli potansiyele sahip bir yatırım kaynağı anlamına geliyor. Uzak Doğu’yu geliştirmek, sadece bölgedeki ekonomik ve sosyal gelişmelerin iç talebi değil. Bu adım aynı zamanda, Rusya’nın Asya-Pasifik ekonomisinin süratle gelişen “hızlı trenine” binmesine de fırsat sağlıyor.

Rusya gümrüklerinden edinilen verilere göre, Rusya ile Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Örgütü’ne üye ülkeler arasındaki ticaret hacminin Rusya’nın dış ticaretindeki payı, 10 sene önce yüzde 20 iken, 2017 yılında yüzde 31’e yükseldi. Ayrıca, 2016 yılında yapılan bir ankete göre, Rus halkının yüzde 70’i Asya-Pasifik ülkeleriyle işbirliğini faydalı bir adım olarak görüyor.

Burada işaret edilmesi gereken bir nokta daha var. Rusya’nın Doğu’ya yönelme stratejisi, Batılı ülkelerin Rusya’ya uyguladığı yaptırımın sonucu değil, ama Batı’yla ilişkilerin kötüleşmesi Rusya’nın Doğu’ya yönelik adımlarını belli derecede hızlandırdı.

Buna rağmen Avrupa hâlâ Rusya’nın en önemli ticaret ortağı konumunda. Rusya ile Avrupa Birliği arasındaki ticaret hacmi 2017 yılında Rusya’nın dış ticaretinin dörtte birini oluşturdu. Dolayısıyla Doğu’ya yönelme, Rusya’nın Batı ve Avrupa’yla işbirliğinden vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Ama şu anki gelişme eğilimine göre, Doğu’ya bakıldığında daha geniş ve daha güzel manzaralar göründüğü de bir gerçek.

Kaynak: CRI

Yazıyı paylaşın:
Top
big data blogu