Roach: ABD, Çin ile ilgili yanlış bir anlatı sunuyor

20180924150534046_29524.jpg

Yale Üniversitesi öğretim görevlisi Stephen Roach, ABD’deki siyasi çevrelerce Çin ile ilgili yanlış bir anlatı sunulduğunu, Washington’un tüm sorunlar için Çin’i suçladığını ifade etti.
Yale Üniversitesi’ne bağlı Jackson Institute for Global Affairs araştırmacılarından Roach’un 26 Nisan’da yayımlanan “Amerika’nın Yanlış Çin Anlatısı” (America’s False Narrative on China) başlıklı makalede, ABD’de Cumhuriyetçiler ile Demokratların bir konu üzerinde nadiren mutabık kaldığı, günümüzde bu konunun ABD’yi rahatsız eden her şeyde Çin’i suçlamak olduğu belirtildi.

Çin’in “ABD Rüyası”na yönelik bir tehdit olarak görülmesi ciddi sonuçlara yol açacak. Bu durum, şu an ek tarifelere, sürekli tırmanan güvenlik tehditlerine, “Yeni Soğuk Savaş” uyarılarına ve hatta ABD ile Çin arasında bir askerî çatışma olasılığının dillendirilmesine yol açtı.

Esasen, özgüven eksikliği bulunan ABD’nin kendi yarattığı makroekonomik dengesizliklerden rahatsız olarak, küresel liderlik konumunu kaybetme endişesi nedeniyle Çin ile ilgili söz konusu “yanlış anlatıyı” benimsediğini gösteren güçlü deliller var.

Roach’un makalesinde, 2018 yılında ABD’nin Çin karşısında 419 milyar dolarlık ticaret açığı verdiğine işaret edilirken, Başkan Donald Trump ve ülkedeki bazı siyasi çevrelerin aynı yıl ABD’nin 102 ülke karşısında ticaret açığı verdiğini kabul etmek istemediğinin altı çizildi.

Bu durum, ABD’de aşırı derecedeki iç tasarruf yetersizliği sorununu yansıtıyor ve bu yetersizlik de büyük ölçüde Kongre ve Başkan tarafından onaylanan bütçe açığından kaynaklanıyor. Hiç kimse tedarik zincirindeki bozulmayı kabul etmiyor. Sorunun kaynağı ise diğer ülkelerde imal edilen parçaların Çin’de monte edilerek Çin’den gönderilmesi. Bu durumun, ABD ile Çin arasındaki ticaret dengesizliğini yüzde 35 ila 40 oranında “şişirdiği” tahmin ediliyor.

Açıkçası, Çin’in “Amerika’yı yeniden büyük yapma”nın önündeki ana engel olduğu iddiasını ortaya atmak, bahsedilen sorunlara çözüm bulmaktan çok daha kolay.

Buna ilaveten, fikri mülkiyet hakları sorunu da mevcut. Washington, Çin’i ABD’den her yıl yüzlerce milyar dolar değerinde fikri mülkiyet çalmakla suçluyor ve bunun ABD’nin inovasyonuna ölümcül bir darbe vurduğunu savunuyor. Bu iddia ise ABD Fikri Mülkiyet Komitesi’nin 2017 yılında fikri mülkiyet hırsızlığının ABD ekonomisine 225 milyar-600 milyar dolarlık zarara mal olduğu açıklamasına dayanıyor.

Roach’ın makalesinde, bu verilerin kesinlikle güvenilmez “vekil model”den sağlanan çürük kanıtlar olduğuna, “vekil modelin” uyuşturucu kaçakçılığı, dolandırıcılık ve yasa dışı sermaye akışları gibi faaliyetleri de baz aldığına dikkat çekildi.

ABD Gümrük ve Sınır Koruma Departmanı’nın açıkladığı raporda, 2015 yılında toplam 1,35 milyar dolar değerinde korsan ve sahte ürün ele geçirildiği açıklandı. ABD, “vekil model” yoluyla bu sayı temelinde tahmin yürüterek, ülke genelindeki toplamın yüzde 87’sinden Çin’i sorumlu tuttu.

Öte yandan, ABD Ticaret Temsilciliği’nin (USTR) 2018 yılı “Özel 301 Raporu”nda da Çin mallarına ek tarife uygulanması için temel bahaneler sıralandı ve Çinli şirketlerin ABD’li ortaklarına zorunlu teknoloji transferi uygulamasını dayattığı iddia edildi.

Roach, makalesinde bu konuyla ilgili olarak, ortak girişimin açıkça personel paylaşımı, kurumsal strateji, iş platformu ve ürün tasarımını içerdiğine işaret ederken, Washington’un temel eleştirisi olan “zorunlu” sözü ele alındığında “Akıllı ve seçkin ABD’li çok uluslu şirketler kritik teknolojilerini Çinli ortaklarına devredecek kadar aptallar mı?” diye sordu.

Makalede, kur manipülasyonu ihtimali konusunda da ABD’nin daima Beijing’in haksız rekabet avantajı elde etmek için RMB’yi devalüe edeceği endişesini dillendirdiği ifade edildi. Gerçekte ise 2004 yılının sonundan bu yana RMB yüzde 50’nin üzerinde değerlenirken, Çin’in bir zamanlar mevcut olan dev cari fazlası neredeyse tamamen ortadan kalktı. Fakat, ABD’nin kur sorunuyla ilgili memnuniyetsizliği hâlâ mevcut ve günümüzdeki müzakere konuları içinde büyük bir yer tutuyor.

Makalede, özetle Washington’un gerçekler, analizler ve sonuçlar açısından çok yetersiz olduğunun, ABD halkının ise bu yanlış anlatıya kolaylıkla inandığının altı çizildi. Roach’ın makalesinde, Washington’un başkalarını eleştirirken objektiflik ve dürüstlükten uzak bir tutum benimsediği de belirtildi.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum