“Made in China” ürünler virüslü mü?

20200325204236950_61264.jpg

ABD’de bazı politikacıların COVID-19’u “Çin virüsü” veya “Wuhan virüsü” olarak tanımlamasının ardından, Batı’da bazı kesimler de Çin’den satın alınan ürünlerin virüslü olduğu şeklinde yalanlar uydurarak, Çin yapımı ürünleri boykot etme çağrıları yapıyor.

Tabii ki bu şaşırtıcı iddialar, ırkçılık ve siyasi saldırı unsurları taşıyan yalan haberleri yayma yoluyla Çin’i karalamayı ve Çin ile diğer ülkeler arasında çelişkiler yaratmayı hedefliyor.

Aslında, Dünya Sağlık Örgütü’nün sitesinde çok önce yayımlanan bir açıklamada, COVID-19’un ne Çin yapımı, ne de COVID-19 vakalarının bulunduğu ülkelerde üretilen ürünlerle yayılacağına işaret edildi. The New England Journal of Medicine dergisinde kısa süre önce yayımlanan bir araştırma raporuna göre, yeni korona virüsünün yüzeylerde kalma süresi farklılık gösteriyor. Virüsün en fazla kaldığı yüzeyler plastik ve demir; bunların da üzerinde 72 saat kalabiliyor. Demek ki, gerekli koruma ve sterilizasyon önlemlerinin alınması durumunda eşyalar virüsün yayılması konusunda büyük bir risk oluşturmuyor.

Şu an salgın 180’den fazla ülke ve bölgede yaşanıyor. Virüsün “Made in China” ürünlerle yayılması iddiasında bulunanların mantığına göre, dünyadaki hemen hemen bütün ürünler virüs taşıyor. O zaman insanlar salgınla nasıl mücadele ediyor?

Tabii, mahsus olarak olay yaratmaya çalışanlar bilimi ve sağduyuyu görmezden geliyor. Onların amacı, insanların virüse yönelik korkularını kullanarak, oku Çin’e yöneltmek.

Dünyanın en büyük medikal koruyucu kıyafet ve maske üretici ülkesi olarak Çin, salgının başlangıcında tıbbi malzeme eksikliğiyle karşı karşıya kaldı. Yurt içinde salgının yavaş yavaş kontrol altına alınmasıyla birlikte ilgili işletmeler yeniden üretime başlayıp, büyük miktarda tıbbi malzemeyi kısa süre içinde piyasaya sürebildi.

Çin, yurt içi talepleri karşılarken, diğer ülkelere de var güçle yardım sağlamaya çalışıyor. Şu ana kadar Pakistan, İran, Güney Kore, Japonya, İtalya ve Afrika Birliği dahil onlarca ülke ve bölgesel örgüte tıbbi malzeme gönderdi.

Bunun yanı sıra, Çin hükümeti yerel işletmelerin üretimi genişletmesini teşvik ederek, ülkelerin Çin’den bu ürünleri alımlarına kolaylık sağlıyor.

Bloomberg tarafından verilen habere göre, yeni korona virüsü dünya çapında 15 binden fazla kişinin yaşamını yitirmesine neden oldu. Dünyanın her yerinde solunum cihazlarına yoğun ihtiyaç var. Çin’deki fabrikalar da yurt dışından gelen talepleri karşılayabilmek üzere hiç yorulmadan üretim yapıyor. Başkent Beijing’deki bir medikal şirketten yetkili, bütün ülkelerin Çin’den acilen solunum cihazı almak istediğini belirtti. Yetkili, “On binlerce sipariş bizi bekliyor.” dedi.

ABD’de salgından en çok etkilenen bölgelerden New York’un valisi Andrew Cuomo, eyaletin yaklaşık 30 bin solunum cihazına ihtiyacı olduğunu, fakat şu an sadece 5-6 bin solunum cihazı bulunduğunu ve bu ihtiyacı karşılamak için Çin’deki personeline solunum cihazı alma talimatı verdiğini kaydetti. Yale Üniversitesi’nden kıdemli araştırmacı Stephen S. Roach ise, kısa süre önce yayımladığı bir makalede, Çin ve ABD’nin salgınla mücadelede işbirliği yapması halinde ABD’nin acil ihtiyaç duyulan tıbbi malzemeleri Çin’den alabileceğini ve daha fazla Amerikan vatandaşının hayatının kurtarılabileceğini söyledi.

Peki bazı ABD’li politikacılar bu önerileri dinliyor mu? Tam tersine, onların sözleri ve eylemleri, tek taraflılık ve küreselleşmeden uzaklaşma eğilimi yansıtıyor.

Bunun dışında bu politikacıların diğer bir amacı da Çin’in diğer ülkelerle ilişkilerini bozmak ve bu ülkelerle işbirliği kurmasını engellemek.

Çin, son yıllarda reform ve dışa açılmayı sürekli genişletiyor. Bu da birçok ülke için gelişme fırsatları yaratıyor. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, son dönemde yabancı liderlerle yaptığı telefon görüşmelerinde, Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası toplumla salgını önleme ve tedavi deneyimlerini paylaşmanın yanı sıra, birçok ülkeye mümkün olan bütün yardımı sağladıklarını belirtti.

Xi, yarın G20 ülkelerinin COVID-19 salgınıyla mücadele konulu video-konferansına katılacak. Çin, konferans sayesinde uluslararası toplumla salgınla ortaklaşa mücadeleyi yoğunlaştırmayı, küresel sağlık yönetişimini güçlendirmeyi ve salgının küresel ekonomiye getirdiği baskıyı azaltmayı umuyor. Gözlemciler küresel çapta salgınla mücadelenin yürütüldüğü bu kritik dönemde, salgının Çin’i diğer ülkelerden uzaklaştırmak yerine, uluslararası toplumun insanlık için kader ortaklığı düşüncesine olan anlayışını arttıracağını ifade etti.

İnsanlığın ortak düşmanı olan bu salgının karşısında işbirliği, insanlığın tek seçeneği. Bazı ABD’li politikacılar, yarattıkları yalanların uluslararası toplumca alay edildiğini henüz fark etmedi.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum