Çin’in uygulamaları doğru anlaşılmalı

20180713162728118_34937.jpg

Çin’le ABD arasındaki ticari anlaşmazlık son zamanlarda giderek tırmanıyor. Bunlar arasında ABD’nin Çin’i en çok eleştirdiği noktalardan biri de Çin’in yabancı sermaye çekme sürecinde ortaya koyduğu “pazar karşılığında teknoloji” uygulaması.

ABD’nin iddialarının uluslararası kamuoyunu yanlış bilgilendirmemesi için, Çin de yürüttüğü bazı uygulamalara açıklık getirdi.

“Pazar karşılığında teknoloji” bütün ülkelerin ortak bir tercihi

Yabancı sermayenin ileri teknolojisini ve yönetim deneyimlerini kullanarak kendi kalkınmasını hızlandırmak, birçok ülkenin (özellikle geç kalkınan ülkelerin) piyasasını dışa açtığı ilk dönemlerde uyguladığı yaygın bir eğilimdir.

Teknoloji sahipleri bakımından, açık bir tavırla teknolojinin geniş şekilde kullanılmasını teşvik etmek, teknolojinin maksimum ekonomik değere dönüşmesi için gereken tek yol. Dolayısıyla “pazar karşılığında teknoloji” uygulaması hem talep eden, hem de arz eden taraf için yararlı bir tutum.

ABD aslında, öteden beri uluslararası bilimsel ve teknolojik işbirliğine büyük önem veriyor. Herkes biliyor ki ABD, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’dan çok sayıda yetenekli personeli ülkeye kabul etti ve uzun zamandan beri dünyanın çeşitli bölgelerindeki bilimsel zekayı çekmek için de birçok uygulama hayata geçiriyor.

Tahminlere göre, ABD’de kritik alanlarda çalışan araştırmacılardan 3’te 1’i yurt dışında dünyaya geldi. 1901 ila 2015 yılları arasında Nobel ödülü kazanan Amerikalıların 63’ü yurt dışında dünyaya geldi. Bu sayı, ABD’deki bütün Nobel sahiplerinin 5’te 1’ine tekabül ediyor. Dolayısıyla ABD’nin Çin’e yönelttiği “yurt dışından kalifiye personel ihracatı” ve yurt dışında eğitim gören Çin vatandaşlarını ülkeye dönme konusunda teşvik etmesi gibi iddialar, asılsız ve inandırıcılıktan çok uzak.

Çin’in uygulamaları uluslararası kurallara uyuyor

Fikri mülkiyet haklarına yönelik koruma, sürdürülebilir inovasyonun güç kaynağı olarak dünya ülkeleri tarafından bir hayli önemseniyor. Bu konudaki hassasiyetlerin farkında olan Çin, fikri mülkiyet haklarını korumak için ilgili hukuki sistemini iyileştirmeye çalışıyor. Özellikle Çin Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) katıldıktan sonra, piyasaya giriş için teknoloji transferinin ön şartı olarak herhangi bir hukuki dayatmada bulunmadı.

Çin’in fikri mülkiyet hakları konusunda 2001 yılı itibarıyla yaptığı ödemeler, her sene ortalama yüzde 17 artarak, 2017 yılında 28 milyar 600 milyon dolara ulaştı.

Geniş piyasaya ve zengin kaynaklara sahip Çin, dışa açılma adımlarını sürekli olarak hızlandırırken, yabancı sermeyelerin hak ve çıkarlarını da koruma altına aldı. Böylece 20 yıldan fazla süre boyunca gelişmekte olan ülkeler arasında en çok yabancı sermaye çeken ülke oldu. Çin ayrıca, çok uluslu şirketlerin yatırım için en çok tercih ettiği bölgelerden biri haline geldi.

Çin, gelişme sürecinde ABD ile yaptığı ekonomik ve teknolojik işbirliğinden faydalandığı için ABD’ye saygı gösterdi. Öte yandan ABD’nin de, Çin’in uluslararası kurallara uymak ve fikri mülkiyet haklarını korumak için gösterdiği çabalar ile yürüttüğü “pazar karşılığında teknoloji” uygulamasının karşılıklı yarara dayalı ortak kazanç niteliği taşıdığını görmesi lazım.

Çin dışa açılmayı kararlılıkla genişletecek

“Kapıları kapatmak geri kalmaya neden olur; dışa açılma ise ilerleme sağlar.” Bu düşünce Çin’in tarih boyunca kazandığı en değerli deneyimlerden biri. Temel politika olarak dışa açılmada kararlılıkla ilerleyen Çin, DTÖ’ye katılmak için verdiği taahhütler doğrultusunda 2 bin 300’den fazla maddede düzenlemeyi hayata geçirdi.

Çin, mal ticaretindeki gümrük vergisi konusunda ileri sürdüğü bütün taahhütleri 2010 yılında tamamladı. Şu an dünyanın ikinci büyük ithalat ülkesi konumunda. Hizmet ticaretinde de dünyanın ikinci büyük ithalatçısı olarak, ithalat hacmi küresel toplamın yaklaşık yüzde 10’unu teşkil ediyor.

Çin, küreselleşme karşıtı akımın yaygın olduğu bu günlerde, bir yandan çok taraflı ticari sistemi koruyor, bir yandan da dışa açılma çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor.

Örneğin, Çin tek taraflı gümrük vergilerini büyük ölçüde azaltma ve ithalat fuarı düzenleme gibi uygulamalar başlatıyor.

Çin, dışa açılma politikası başlatmasından bu yana 40 yıl boyunca uyguladığı açık ve inovatif sistemden çok faydalandı. Uluslararası bilimsel ve teknolojik işbirliğinin öneminin günden güne arttığını iyi bilen Çin, dış ortam nasıl değişirse değişsin, fikri mülkiyet haklarını koruma temelinde dışa açılmaya ve inovasyonu ilerletmeye devam edecek. Çin ayrıca, dünya ülkelerine her türlü teknolojik işbirliğine açık olma çağrısı yapıyor.

Çin ile ABD arasındaki ticari anlaşmazlıklara bakıldığında, iki taraf objektif bir şekilde ve mantık çerçevesinde hareket ederek, fikir ayrılıklarını etkili şekilde kontrol altına almalı. Bu, hem iki ülke halkı, hem dünya, hem de insanlığın ortak kaderinden sorumlu bir ülkenin takınması gereken tavırdır.

*Çin Devlet Konseyi Kalkınma Araştırmaları Merkezi, Dış Ekonomi Araştırmaları Bürosu

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum