Anket doldur para kazan!
Aksoy Araştırma

Haber Analiz: Bu işte seyirci yok, ticaret savaşı herkese zarar verecek

416342.jpg

Trump yönetiminin başlattığı ticaret savaşı çeşitli ülkelerden büyük tepki çekti. Kanada 12 milyar 600 milyon ABD doları tutarındaki ABD mallarına ek gümrük vergileri koyarken, Meksika ikinci misilleme paketinde 3 milyar dolarlık ek vergilere gitti. Çin, 6 Temmuz’da ABD’den ithal edilen 34 milyar dolar tutarındaki ürünlere ek vergi uygulamak zorunda kaldı. Aynı gün Rusya da bazı ABD ürünlerine ek vergi koyacağını duyurdu.

Küresel sanayi zincirine dahil olan tüm tarafların çıkarını yakından ilgilendiren ticaret savaşında, birçok ülkenin daha fazla içine çekilmesi öngörülüyor. Bu bağlamda, şimdilik kenarda durarak “taviz” politikası izleyen taraflar şundan emin olmalı: Ticaret savaşının alevi bir gün kendilerine de sıçrayabilir.

Kimin “kindarca” hareket ettiğine bakmalı

ABD’nin Haziran ayına dair istihdam verileri 6 Temmuz’da açıklandı. Verilere göre, ABD’de 213 bin yeni iş çıktı, özellikle imalat sektöründe ciddi artış görüldü. ABD Başkanı Donald Trump aynı gün bir açıklama yaparak, “Bütün gün elinden telefon düşmediği için artık yorulduğunu” söyledi. Trump, “Herkes bana telefon edip bizimle anlaşma sağlamak istiyor” ifadesini kullandı.

ABD’nin ticaret savaşını kazandığı yorumları yapılıyor… Peki, gerçekte durum öyle mi?

New York Times, tam da o gün, 6 Temmuz 2018 tarihli haberinde, ABD’de soya fasulyesinin fiyatının yüzde 15 oranında düştüğünü duyurdu. Köylülerin geliri azalırsa, hammadde ve donanım yönünde alım gücü de düşer ve genel ekonominin bundan olumsuz etkilenmesi kaçınamazdır.

ABD Soya Fasulye Derneği Başkanı John Heisdorffer “Oğlum benimle beraber soya fasulye ekiyor. Gelecekte Çin pazarına tekrar girmek için belki bütün ömrünü harcayacak… Bu durum beni çok endişelendiriyor” diye konuştu.

Tecrübeyle sabittir ki, bir yerde savaş varsa, insanlar artık kimin neden hareket ettiğini ve ilk ateşi açanın kim olduğunu unutur. Sosyal medyanın hâkim olduğu günümüzde, her türlü haber artık anlık olarak yayılıyor ve hap gibi tüketiliyor. Bunun etkisiyle görüş mesafesi azalıyor ve her şey çok çabuk unutuluyor.

Ticaret savaşını ABD başlattı. Gerek Kanada, gerek Meksika, gerekse Çin, ABD’nin vergi tarifesine aynı ölçekte karşılık veriyor. Ne bir zerre fazla ne de bir zerre az. Öncelikle bunun iyi görülmesi lazım. Gelinen bu noktada kamuoyunun hafızası diri tutulmalı, kimin “kindarca” hareket ettiği akıldan çıkarılmamalı. “Kinin hatırlatılması” uzlaşmayı reddetmek anlamına gelmiyor, aksine, bir Çin atasözünün dediği gibi, “Sorun çıkaran, sorunu çözer” ilkesinin altını çizmeyi amaçlıyor. Ticari savaşa son verme konusunda, top Trump yönetiminin yarı sahasında bulunuyor!

Seyirci kalma!

Verilere göre, 8 Temmuz itibariyle çeşitli ülkelerin ABD mallarına uyguladığı ek vergilerin tutarı 75 milyar ABD dolarına ulaştı. Bunun 34 milyar dolarlık kısmı Çin’den geldi. Bu rakam, olayın “iki ülke arasındaki savaş” gibi lanse edilmesine sebep oluyor. Buna karşın, ABD Syracuse Üniversitesi tarafından açıklanan araştırma raporunda, ABD’nin ek vergi listesine giren Çin menşeli bilgisayar ve elektronik ürünlerden yüzde 87’inin sınır ötesi işletmeler tarafından Çin’de üretildiği ve asıl Çin malının sadece yüzde 13’lük bir oran oluşturduğunu gösteriyor. San Francisco Rezerv Bankası daha 2011 yılında “Made in China” etiketi taşıyan ürünlerin satışında her bir doların yüzde 55’inin ABD girişimcilerinin cebine gittiğine dikkat çekti. Bu tablo, ekonominin henüz bugünkü ölçekte küreselleşmediği 7 yıl öncesine ait bir görünüm.

Kısacası bu ticari savaşta “yolcu” veya “seyirci” yok. Ticaret savaşı konusunda hiçbir ülke “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyemez. Herkes sorumluluk almak ve bu savaşla mücadele etmek zorundadır.

Uzun zamandır sessizliğini koruyan Japonya bile bu gerçeği gördü. Nikkei Asian Review gazetesinin 7 Temmuz’da yayımladığı bir haberde, ABD eski başkanı Edgar Hoover’in başlattığı ticaret savaşından bugüne dair ders çıkarılması gerektiği yorumu yapıldı. 1930 yılında Edgar Hoover ABD’de sanayiinin koruması gerekçesiyle binden fazla ekonomistin karşı çıkmasına aldırmayarak yurtdışından ithal edilen ürünlere ek vergi uyguladı, bunun ardından Avrupa ülkelerinin misillemesi geldi. Haberde, ticari savaşın küresel ekonomik krize yol açabileceği uyarısında bulunuldu. Gelişmiş ülkelerin tek bir sesle özgür ticaret sisteminin önemi konusunda Trump yönetimini ikna etmeleri istendi. Trump yönetiminin izlediği korumacılık politikası karşısında, Japon ve Avrupalı büyük girişimcilerini Amerikalı girişimcilerle birlikte hareket etmeleri çağrısında bulunuldu.

“Sırtımızdan vurulmak istemeyiz”

Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, 5 Temmuz’da Avusturyalı mevkidaşı ile düzenlenen ortak basın toplantısında, Çin’in ticari korumacılığa direnmesinin hem kendi yasal haklarını korumayı amaçladığını hem de AB dâhil olmak üzere dünya ülkelerinin ortak çıkarlarını savunmayı amaçladığını kaydetti. Wang Yi, tek taraflılık ve ticari korumacılıkla mücadelede ön cephede yer alan Çin’in, bu mücadelede sırtından vurulmak da istemediğini vurguladı.

Trump yönetimin başlattığı ticaret savaşı yalnız Çin’in gelişmesine frenlemekle kalmayıp ekonominin küreselleşmesine de meydan okuyor. Görünüşte bir ülkeyi etki altına alan ticaret savaşı, asıl olarak sanayi zinciri ve değer zincirinde bulunan bütün taraflara zarar veriyor.

Örneğin, ABD’de önde gelen üç büyük otomotiv şirketinden biri Fiat-Chrysler Otomotiv, bu ülkede 23 fabrika ve 56 bin çalışana sahip. Aslında bu girişimcilik, küreselleşmenin tipik bir örneğidir. İtalyan Fiat ABD’li Chrysler’i satın aldıktan sonra Holding şirketi kurdu. Şirketin sicil yeri Hollanda olurken, merkezi İngiltere’de kuruldu. Aynı zamanda New York ve Milano borsalarında işlem gören holding şirketi, İtalya, Çin ve Brezilya’da fabrikalar açtı. Eğer Trump yönetimi otomotiv ürünlerine ek vergi uygularsa Fiat-Chrysler Otomotiv’in yıllık geliri 860 milyon ABD doları azalacak.

İçinde bulunduğumuz çağda, bir taraf ticaret savaşı açarsa, diğer taraflar yükümlülüklerin ortak yerine getirilmesi, sorumlulukların ortak üstlenmesi ve çıkarların ortak paylaşılması prensiplerini izleyerek tek taraflılık ve ticari korumacılığın olumsuz etkilerini mümkün olduğunca azaltmalılar. Böylece işbirliği ve ortak kazanç gerçekleştirilecektir. “Savaşta” olunduğuna göre, bir taraf taarruz yapmalı. Çin sorumlu bir ülke olarak bu savaşta ön cephede bulunuyor ve öne atılırken de sırtından vurulmak istemiyor. Belki sonraki hedef, bir başkasını sırtından vuranın kendisi olacak…

Ticaret savaşı herkesi yakından ilgilendiriyor. “Ben bu işe dâhil olmayayım” diyerek dışarıda kalamazsınız.

Kaynak: CRI

Yazıyı paylaşın:
Top