Dünya, Çin’e 10 bin metre irtifadan bakınca ne görebilir?

fft99_mf12148230-1.jpeg

Çin Kalkınma Forumu başkent Beijing’de dün düzenlendi. Çinli ve yabancı iş çevreleri ile hükümet kuruluşlarından yaklaşık 800 kişinin katıldığı forumda, Çin’in yeni dönemde reform ve dışa açılmasına dair fikir ve öneriler ortaya koyuldu.

Dünya Bankası’nın Çin’deki eski temsilcisi Johns Hopkins Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Pieter Bottelier, “20 yıldan fazla süredir Çin’de çalışmıyorum. Bakış açım, ülkeye 10 bin metre yükseklikten bakıyormuş gibi; bu da uluslararası bir perspektif sağlıyor” dedi.

Çin’de 40 yıldır sürdürülen reform ve dışa açılma, bugün küreselleşme karşıtı ve ticarette korumacı temayüller ile belirsiz ve istikrarsız bir uluslararası ortamla karşı karşıya bulunuyor. Bu yüzden de meselelere farklı boyutlarda, farklı perspektiflerden bakabilmek önem kazanıyor.

Peki, Çin’e 10 bin metre irtifadan bakıldığında, Çin ve dünya neler görebilir?

Çin’e yeni bir perspektifle bakıldığında öncelikle başarı ve özgüven görülüyor. Bu, aynı zamanda Çin’in kendi gücüne dayanarak kendi işlerini başarabilmesinin sağlam temelini teşkil ediyor. Çin, geçtiğimiz 40 yılda dünyayla aktif şekilde entegre oldu ve çarpıcı başarılar elde etti.

Nitekim, seminere katılan eski Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick de “Çin’in muazzam başarılarını gördüm. Çin’in tarihî başarılarından bence herkes gurur duymalı. Bu, dünya tarihindeki en büyük yoksulluğu azaltma hamlesi. Çin halkının çabalarına ve kararlılığına büyük saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Geçen 40 yıl içinde Çin, reform ve dışa açılma politikasıyla 700 milyondan fazla vatandaşının yoksulluktan kurtulmasını sağladı. Bu, aynı dönemde dünya genelinde yoksulluktan kurtulan nüfusun yüzde 70’ini oluşturuyor.

Bunun yanında, Çin’de ortalama yaşam süresi 1981 yılında 67,8 iken, 2017 yılında 76,7’ye yükseldi. Çin’de ayrıca 1999 ve 2010 yıllarında Dünya Bankası’nca belirlenen standartların üzerine çıkıldı, 2017 yılında kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla da 9 bin ABD Doları’na ulaştı. Bu sayı, üst orta gelire sahip ülkelerin ortalamasını dahi geride bıraktı.

İkinci olarak ise farklar ve sınamalar görülebiliyor. Bu, aynı zamanda Çin’in reformu ilerletmede ve dışa açılmayı genişletmedeki kararlılığı için yeni bir başlangıç noktası anlamına geliyor. Çin ile dünya arasındaki en büyük fark, kalkınma düzeyinde görülüyor. Çin’de kişi başına düşen GSYH miktarı dünya genelindeki 190 ülke ve bölge arasında 70’inci sırada. Geçen yıl sonu itibarıyla ülkedeki 30 milyondan fazla vatandaş yoksulluktan kurtarıldı. Çin’in yüksek kaliteli ekonomik ve toplumsal gelişme yolunu en iyi şekilde planlaması gerekiyor.

Eski Dünya Bankası Başkanı Zoellick de Çin’in reform ve dışa açılmasının önümüzdeki dönemde üç sınamayla karşı karşıya bulunduğu görüşünde. Zoellick, bu noktalar arasında sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyümenin nasıl sağlanacacağı ve Çin ekonomisinin dünyaya hangi etkileri getireceği olduğunu dile getirdi.

Zoellick’in bilhassa üzerinde durduğu noktalardan biri de Çin’in ekonomik büyümesine özel işletmelerin katkı oranı oldu. Çin’de özel sektörün ülkenin büyümesine katkısının bir dönem yüzde 70’i aştığını dile getiren Zoellick, bu oranın, son yıllarda büyümede görülen yavaşlama baskılarının yanı sıra, uluslararası durumdaki karmaşık ve değişken durumda dahi yüzde 50’ye ulaştığının altını çizdi.

2017 sonu itibarıyla ülkedeki özel işletmelerin sayısı 27 milyonu geçerken, şahıs şirketlerinin sayısı 65 milyonu buldu. Kayıtlı sermaye ise 165 trilyon yuanın üzerine çıktı. Hükümetin, yüksek kaliteli büyümeyle ilgili sorunları çözmek ve sınamalara göğüs gerebilmek için yeni reformlar uygulamaya sokması gerekiyor.

Çin’e 10 bin metre irtifadan bakıldığında, son olarak ise Çin’in kalkınmasının ve dünyanın geleceğinin itici gücü olan potansiyel ve kazan-kazan durumunun görülebileceği söylenebilir.

Bundan 40 yıl önce Çin ekonomisi küresel ekonominin yüzde 1,8’ine tekabül ederken, aynı oran geçen yıl itibarı ile yüzde 15’e yükseldi. Bunun yanında, Çin’in küresel ekonominin büyümesine katkısı da yüzde 30’larda korunuyor.

Dünyanın en büyük ihracatçısı ve ikinci büyük ithalatçısı olarak Çin, ekonomik kalkınmasının doğurduğu olumlu sonuçları ve fırsatları diğer ülkelerle de paylaşıyor.

BMW Çin Bölgesi CEO’su Jochen Goller, Çin’in BMW Grubu dâhil olmak üzere küresel otomotiv üreticileri için kesin sonuç alınacak bir büyüme piyasası olduğunu vurguladı.

Verilere göre, BMW 2017 yılında Çin’de 560 bin araç sattı. Böylelikle şirketin Çin’deki satışları, ABD ve Almanya’daki toplam satışları geride bıraktı. Çin’in dünyada inovasyonun ilerletilmesi için de bir lokomotif işlevi gördüğü kanısını taşıyan Goller, BMW’nin bu yıl Çin’de iki yeni Ar-Ge merkezi kuracağı bilgisini de verdi.

Goller, “Yakın zamanda yapılan ve ABD’li 430 şirketin katıldığı bir araştırma, Çin ile ABD arasındaki ticari anlaşmazlığın menfi etkilerinin hesaplanmasının ardından söz konusu şirketlerin üçte ikisinin üretim tesislerini Çin dışına taşımayı düşünmediğini gösterdi. Biz de düşünmüyoruz” dedi.

Dünya Bankası eski Başekonomisti Justin Yifu Lin, Çin’in küresel ekonomik yönetişim sisteminde daha fazla sorumluluk üstlenmesi ve diğer gelişmekte olan ülkelerin kalkınma, yoksullukla mücadele ve ekonomilerindeki yapısal düzenleme çalışmalarına destek vermesi gerektiğini söyledi.

Justin Yifu Lin, kendi geliştirdiği yeni ekonomi yapısı konseptine göre, Çin tarımdan imalata ve imalattan hizmet ağırlıklı ekonomiye dönüşüm sürecinde diğer gelişmekte olan ülkelerde 85 milyon istihdam yaratacağını, bunun söz konusu ülkelerdeki üretime de güç katacağını belirtti.

Çin’e 10 bin metre yüksekten bakınca, ülkenin anlaşılamamış yahut yanlış yorumlanmış noktaları olması kaçınılmazdır; ancak bu, içtenlikle gerçekleşen temaslar ve karşılıklı yardımlarla değiştirilebilir. Reform ve dışa açılmanın devam ettirilmesi, Çin genelinde mutabık kalınan bir politika. Çin, öncelikle kendi üzerine düşen işleri en iyi şekilde yerine getirmek istiyor ve ancak bu sayede daha cazip ve açık hâle geleceğine, dünyanın onun kalkınma fırsatlarından istifade edebileceğine inanıyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum