“Çin’in sahip olduğu büyük piyasayı çökertmeye kimsenin gücü yetmez”

20190521203349548_58369.jpg

ABD merkezli çok uluslu giyim markası GAP için 2019 olağanüstü bir yıl olacak gibi görünüyor. Grubun kuruluşunun 50. yıldönümü kutlanırken, GAP de Kuzey Amerika’da bulunan yüzlerce mağazasını kapatarak, Çin’deki piyasa kanallarını genişletmeyi planlıyor. Çin’in iç kesiminde yalnız Nisan ayında 11 mağaza açtı ve bu yıl iç kesimde en az 40 mağaza açmayı planlıyor.

Verilere göre, Çin’de Ocak-Nisan döneminde fiilen kullanılan yabancı sermaye miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,4 artarak, 305 milyar 240 milyon yuanı buldu. Güney Kore, ABD ve Almanya gibi başlıca yatırım ülkelerinin Çin’e yaptığı yatırımlarda ise, sırayla yüzde 114,1, yüzde 14,3 ve yüzde 101,1 oranında artış kaydedildi. 27 çok uluslu şirket de Shanghai’de bölge ya da Ar-Ge merkezleri kurdu. Kentte yılın ilk çeyreğinde fiilen kullanılan yabancı sermaye miktarı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20,3 arttı. Çin’in yüz ölçümü en büyük özel ekonomi bölgesi Hainan eyaletinde ise, yılın ilk dört ayında fiilen kullanılan yabancı sermaye miktarında geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 20 kat yükseliş yaşandı.

Dünya genelinde çok uluslu sermaye akışının büyük ölçüde yavaşladığı bir zeminde Çin’in yabancı sermeye çekmesindeki olumlu eğilimin korunması, uluslararası sermayelerin Çin’in kalkınmasına duyduğu güveni gösteriyor.

Her şeyden önce, uluslararası sermayelerin Çin’e duyduğu güven Çin’in sahip olduğu dev piyasadan kaynaklanıyor. Tüketimini her geçen gün arttıran yaklaşık 1,4 milyarlık nüfusunun yanı sıra, dünyanın en geniş ve en hızlı büyüyen orta sınıfı ile Çin, gerek büyüklük, gerekse potansiyel açısından devasa bir piyasa yarattı.

Tüketimin Çin’in ekonomik büyümesine katkısı, yılın ilk çeyreğinde yüzde 65,1’e ulaştı ve tüketim Çin ekonomisinin başlıca itici gücü olmayı sürdürdü. Çin nüfusunun yüzde 60’ı kent ve kasabalarda ikamet ediyor. Gelecekte bu oranın yüzde 70’e yükselmesi durumunda ise, kentlerin nüfusu 100 milyonları aşacak ve bu da Çin’in tüketim piyasasının niteliğini daha da yükseltecek. Ayrıca, ekonomik büyümenin potansiyelini de daha büyük ölçüde ortaya çıkaracak

20. yüzyılın en başarılı yatırımcılarından biri olarak gösterilen Warren Buffett, kısa süre önce bu konuda verdiği bir demeçte, Çin’in devasa bir piyasa olduğuna dikkat çekerek, “Biz büyük piyasaları seviyoruz ve gelecek 15 yıl içinde belki bazı büyük düzenlemeler yapacağız” şeklinde konuştu.

Öte yandan, Çin piyasasının sahip olduğu canlılık da uluslararası sermayenin Çin piyasasına güven duymasını sağlıyor. Çin’in çektiği yabancı sermayede, yine yılın ilk dört ayında eskiye göre farklı özellikler gözlemlendi. Yüksek ve yeni teknoloji imalatı ile yüksek teknoloji hizmet sektörleri, Çin’in ekonomik büyümesinin yeni dinamosu haline geliyor.

Çin Ticaret Bakanlığı’ndan açıklanan verilere göre, yüksek teknoloji imalatı sektöründe fiilen kullanılan yabancı sermaye, yılın ilk dört ayında 33 milyar 410 milyon yuan ile geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,3 arttı. İleri teknoloji hizmeti sektöründe de aynı dönemde fiilen kullanılan yabancı sermaye, 52 milyar 480 milyon yuan ile yüzde 73,4 oranında yükseldi.

Yabancı sermayelere ulusal sermaye muamelesi gösterilmesi ve fikri mülkiyet haklarına yönelik korumanın güçlendirilmesi gibi yasaların sayesinde Çin, birçok yüksek bilim ve teknoloji işletmesinin 5G ile yapay zeka gibi teknolojilerini geliştirmesini besleyen “bereketli topraklar” haline geldi.

Örneğin, birçok tanınmış işletme Dell grubu önderliğinde, Çin’de Akıllı İmalatı Yerlileştirme Birliği’ni kurdu. Ayrıca Microsoft, Shanghai’yi yapay zeka alanındaki stratejik düzenlemelerinin en önemli üssü olarak görüyor.

Uluslararası sermayenin Çin piyasasına güven duymasının bir diğer nedeni de, piyasanın istikrarlı oluşu. Küresel ekonomide belirsizliklerin sürekli çoğaldığı bir atmosferde, yabancı sermayeler için en önemli faktör genellikle tüketim piyasasının istikrarı ve öngörülebilirliğidir. Çin hükümetinin reformları derinleştirme, dışa açılmayı genişletme ve ticaret ortamını iyileştirme gibi politikalarıyla mevcut ve potansiyel ekonomik sorunları göğüslemesi, uluslararası sermayelerin güvenini kazandı.

Çin, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından ekonomik büyüme beklentisi yükseltilen ilk ekonomi oldu. IMF Başekonomisti Gita Gopinath, Çin hükümetinin kararlı adımlar atarak, maliye ve para politikalarını kapsamlı bir şekilde hayata geçirmesinin, Çin ekonomisinin istikrarı koruyabilmesinin ana nedeni olduğuna vurgu yaptı.

Bunun yanı sıra, Çin-ABD Ticaret Odası tarafından Çin’deki ticari ortamla ilgili yayınlanan son araştırma raporuna göre, araştırmaya katılan Amerikan şirketlerin yüzde 80’i Çin’deki yatırım ortamının iyileştiği veya değişmediği kanısında; yüzde 62’si ise Çin’i küresel yatırım için ilk veya ilk üç öncelikli yatırım ülkesi olarak görüyor.

Hiç şüphesiz ki, Çin’deki yabancı sermaye yatırımlarının artması, Çin piyasasının büyük, dinamik, istikrarlı ve çekici olduğunu gösteriyor.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping kısa süre önce gerçekleşen 2. Kuşak ve Yol İşbirliği Forumu’nda, Çin’in daha geniş alanlarda yabancı sermayenin piyasaya girişine izin vereceğini, fikri mülkiyet hakları alanındaki uluslararası işbirliğini güçlendireceğini, mal ve hizmet ithalatını daha da büyüteceğini, uluslararası makro ekonomide politik koordinasyonu arttıracağını ve dışa açılmayı genişleteceğini açıklamıştı. Xi’nin bu sözleriyle ortaya koyduğu kararlılık, Çin’in sahip olduğu büyük piyasayı çökertmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini gösteriyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum