Çin’in ABD’ye karşı en büyük kozu: Ekonomik direnci

20181017153916238_85656.jpg

ABD Başkanı Donald Trump, 14 Ekim gününde CBS televizyonunda yayınlanan 60 Dakika isimli programda Lesley Stahl’ın konuğu oldu.

Programda ülkesinin Çin ile ilişkilerine değinen Trump, Çin’in ABD ile ticaret savaşında “yeterli cephane”sinin bulunmadığını söyledi.

Çin ile ABD arasında yaşananların ticaret savaşı olmadığını dile getiren Trump, durumu “küçük çatışma” ifadesi ile tanımlayarak, tansiyonu düşürmeyi değerlendirdiğini belirtti.

ABD’nin Çin’den ithal ettiği 100 milyar dolar (aslında 200 milyar dolar, fakat Trump yanlış mı hatırlıyor?) değerindeki ürünlere gümrük tarifesi getirmesine Çin’in yalnızca 53,1 milyar dolarlık ek gümrük vergisi ile karşılık verebildiğini ifade eden Trump, bu nedenle Beijing’in ABD’ye yaptığı misillemede “yeterli cephane” depolamadığını söyledi.

Ancak ticaret savaşı kesinlikle bir “sayı oyunu” değil, sayısız işletme ve tüketicinin çıkarlarını doğrudan etkileyen önemli bir durum. ABD yönetimi, yurtiçi ve yurtdışında ticaret savaşına karşı çıkanları hiçe sayarak “Önce Amerika” politikası doğrultusunda Çin ile ticaret savaşını tırmandırdı. ABD’nin irrasyonel tedbirleriyle karşı karşıya kalan Çin, halkı merkeze alarak serbest ticareti, çok taraflılığı ve dünya ülkelerinin ortak çıkarlarını savunmaya çalışıyor. Bu nedenle Beijing, Çinli vatandaşlar ile işletmelerin menfaatleri ve küresel endüstri zinciri dâhil çeşitli unsurlar temelinde rasyonel ve ihtiyatlı misilleme tedbirleri aldı.

Aslında, Çin’in rasyonel ve ihtiyatlı eylemleri ABD ile ticaret savaşında cephanesinin tükendiği anlamına gelmiyor. Aksine Çin’in ABD ile ticaret savaşındaki en önemli mühimmatı, ekonomisinin dayanıklılığı ve dev piyasası.

Öncelikle Çin’in ekonomik büyümesindeki istikrar, ticaret savaşındaki en büyük cephanesi. Dış dünyanın da tanık olduğu gibi, Çin ekonomisi art arda 12 çeyrekte yüzde 6,7-6,9 oranlarında büyümeyi korudu. Büyüme modeline bakıldığında, Çin ekonomisinin ihracata ve yatırıma bağımlılığı azalırken tüketim, hizmet sektörü ve iç piyasa ekonomik dinamikler haline geldi. Ayrıca Çin bağımsız ve tam bir sanayi sistemi ile emlak zincirine, dünyanın en büyük orta gelirli sınıfına ve potansiyeli en yüksek tüketim piyasasına sahip durumda. Tüm bunlar, dış darbelere karşı Çin ekonomisine yeterli dayanıklılık sağlıyor.

ABD’nin ek gümrük tarifesi kabul edilebilir ölçüde

ABD’nin Çin’e uyguladığı 200 milyar dolarlık ek gümrük vergisi, Çin’in geçen yılki dış ticaret hacminin yüzde 8,8’ine denk geliyor. Dolayısıyla ABD’nin uyguladığı gümrük tarifesi Çin’in sindirebileceği ölçüde.

Dışa açılma politikası daha fazla yabancı yatırımcı çekiyor

İkinci olarak Çin, yeni tur dışa açılma sürecinde, bilhassa piyasasını dışarı açma tedbirleri ile ticaret savaşında kesintisiz bir “cephane” akışı sağlayacak. Yeni dönemdeki dışa açılma politikası daha çok yabancı yatırımcıyı Çin’e çekmekte. Örneğin, Alman otomotiv şirketi BMW son günlerde Çin’e 3 milyar Avro değerinde yatırım yaparken, ABD’li Exxon Mobil de Çin ile 10 milyar dolarlık işbirliği anlaşmasına imza attı. Tesla ise Shanghai’da ilk fabrikasını açmaya hazırlanıyor. ABD ve Meksika ile USMCA olarak bilinen anlaşmaya imza atan Kanada da Çin dâhil bütün dünya ülkeleriyle ilkelere dayalı çok taraflı ticaret sisteminde ısrar ederek dış ticarette korumacılığa karşı çıkmayı sürdüreceğini açıkça ifade etti.

Mevcut durumla kıyaslandığında ABD, son üç aydır süren ticaret savaşının neticesini incelerse “cephanesi tükenecek” olan tarafın ne yazık ki kendisi olduğunu fark edecektir. Bu da Trump’ın Çin ile yaşanan “ticaret savaşı”nı şimdi “küçük çatışma” olarak tanımlamasının başlıca nedeni.

İstatistiklere göre, geçtiğimiz eylül ayında ABD’nin Çin ile arasındaki ticaret açığı, kendi aleyhine geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13 artarak 34,1 milyar dolara ulaşmak suretiyle rekor kırdı. ABD’nin VOX internet sitesinde yer alan bir analiz haberde, Trump’ın ticaret stratejisinin “başarısızlığa giden yolda olduğu” ve bunun için “büyük siyasi bedel ödeyeceği” kaydedildi. Haberde, ayrıca ABD işletmeleri ve vatandaşlarının bundan giderek daha çok olumsuz etkileneceğine dikkat çekildi.

ABD’nin imalatçı temsilcilerinden biri olan Ford Şirketi tarafından kısa süre önce yapılan açıklamada, Trump yönetiminin ek gümrük vergisi uygulamasının kendilerine bir milyar dolar zarar getirdiği ve bundan dolayı çalışanlarını işten çıkarmak zorunda kaldıkları belirtildi. Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan “Küresel Ekonomi Görünüm Raporu”nda bu yıl ve önümüzdeki yıl küresel ekonomik büyüme hızının nisan ayında öngörülen yüzde 3,9 oranından yüzde 3,7’ye çekildiği ifade edildi. Bu düzenlemenin ana sebebi, ticari risklerin küresel ekonominin karşı karşıya bulunduğu en büyük soruna dönüşmesi.

“Ticaret savaşının galibi yok”

“Ticaret savaşının galibi yoktur.” Bu tarihi uyarı, ABD’nin üç aydan fazla süre önce başlattığı ticaret savaşının olumsuz sonuçlanacağını bir kez daha kanıtladı. Belki halen hatırlanır; Trump, Kasım 2016’da ABD başkanlık seçimini kazandıktan sonra CBS televizyonunda yayınlanan “60 Dakika” isimli programda Lesley Stahl’ın konuğu olmuştu. Trump, o tarihli programda “devlete memnun edici bir sınav kâğıdı vereceğini” ileri sürmüştü. ABD Başkanı, bu sınav kâğıdını doldurduğu yaklaşık iki yıllık süre içinde kendisine ve dünyaya şunu açıkça gösterdi: Ticaret savaşı hem kendisine hem de başkalarına zarar veriyor, dünyanın en güçlü ülkesi olsa bile ekonominin küreselleşmesini önleyemez.

Çin, eskiden beri geleneksel bir ticaret kuralını uygulamaktadır: “Dostane tutum zenginlik getirir”. Bu nedenle Çin, ne ABD ile ne de diğer herhangi bir ticaret ortağıyla ticaret savaşı yapmak istediğini defalarca yineledi. Başkan Trump, iki ülke arasında yaşanan ticaret sürtüşmesini gerçek anlamda yumuşatmak istiyorsa Çin tarafı bunu memnuniyetle kabul edecektir. Ancak Trump yönetimi aşırı baskı önlemlerine başvurursa, Çin’in ekonomik dayanıklılığı ve dev pazarının ABD’ye karşı en yüklü “cephanesi” olduğunu söyleyebiliriz.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum