Çin’i karalamak isteyenler Çin-Afrika işbirliğini engelleyemeyecek

africa-china.jpg

Çin-Afrika İşbirliği Forumu Beijing Zirvesi ile iki taraf arasındaki işbirliği artık 18 yaşını doldurarak resmen “reşit” oldu. Bazı Batılı ülkeler ve medya kuruluşları, bu süre zarfında Çin-Afrika işbirliğine daima şüpheci, hatta karalayıcı bir tavırla yaklaştı. Ancak Çin ile Afrika, kararlı adımlar atarak işbirliğinin meyvelerini toplamaya başladı.

Beijing Zirvesi’nin hemen öncesinde, daha evvel Çin-Afrika işbirliğine menfi şekilde yaklaşan Batılı medya organları ve düşünce kuruluşları dahi bu konuda daha objektif raporlar ve makul analizler yayımlamaya başladı.

Esasen, sözde “borç tuzağı” meselesi, Batı medyasının Çin’in Afrika’daki yatırımlarına duyduğu kuşkunun temel nedeni olarak dikkat çekiyor. ABD’deki Johns Hopkins Üniversitesi’nce yürütülen Çin-Afrika Araştırma Projesi, 2015 yılında uluslararası topluma sözde bir uyarıda bulunarak, Afrika ülkelerinin Çin’e borçlarını ödeyemeyebileceğini savunmuştu. Lakin, kısa bir süre önce, aynı proje kapsamında yayımlanan raporda, Afrika’nın borç sorununun temel nedeninin Çin’in kredileri olmadığı belirtildi. Rapora göre, Afrika, birçok uluslararası finans kuruluşuna borçlanmış durumda; tek bir tarafa değil.

Öte yandan, Batı medyasındaki yaygın söylemlerden biri de “Çin’in yatırım projelerinin Afrika’da istihdam yaratmadığı” yönünde. Hâlbuki, CNN’in yakın tarihte yayınlarında yer verdiği McKinsey danışmanlık şirketinin raporu da gösterdi ki Çin, Afrika kıtasında milyonlarca kişiye istihdam sağlarken, Çinli şirketlerin üçte ikisi de yerli çalışanlara mesleki eğitimler veriyor. Sekiz Afrika ülkesinde faaliyet gösteren binden fazla Çinli şirkete dair veriler ışığında hazırlanan rapor da Afrika’daki Çinli şirketlerde çalışanların yüzde 89’unun yerel halk olduğunu ortaya koyuyor.

Batı’da dillendirilen bir diğer iddia ise “Çin modelinin Afrika’ya uymadığı”. Bu görüşe, yakın tarihte Financial Times’in internet sitesinde çıkan bir makalede de rastlandı. Bunun aksine, BBC’nin bir haberinde ise “Çin Modeli”nin Afrika’da çok sayıda taraftar bulduğuna dikkat çekildi. BBC, haberinde Afrika Kalkınma Bankası Başkanı Akinwumi Adesina’nın şu sözlerine yer verdi: “Birçok kişi, Çin’den endişe duyuyor. Buna katılmıyorum. Bence Çin, Afrika’nın dostu.” Haberde, Ganalı yatırım uzmanı Michael Kottoh’un “Afrika, Çin ile ticaret, yatırım ve finans işbirliğinde birçok somut netice elde etti, çifte kazanca dayalı birçok proje uyguladı; üstelik bu projeler, tarihte Batılılılarca yürütülen işbirliği projeleri gibi ek koşullar barındırmıyor” sözleri de kullanıldı.

Kottoh’un bu yorumu, Çin’in Afrika ile işbirliğinde daima “beş hayır” ilkesini izlediğini de doğrular nitelikte. Çin, bu ilkeleri, Afrika ülkelerinin kendi ulusal koşullarına uyan kalkınma yolları izlemelerine müdahale etmeme, Afrika’nın iç işlerine karışmama, isteklerini Afrika ülkelerine dayatmama, yapılan yardımlara herhangi bir siyasi önkoşul eklememe ve kıtadaki yatırımlarında siyasi çıkar gütmeme şeklinde sıralıyor.

Batı’da Çin-Afrika işbirliğine dair farklı tutumlar yer alsa da Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in dediği gibi “bu işbirliğine dair söz hakkı bulunanlar sadece Çinliler ve Afrikalılar” ve “Çin-Afrika işbirliğinin dikkat çekici başarılarını kimse hayaller ve spekülasyonlar ile değerlendiremez.”

Nobel ödüllü iktisatçı Joseph Stiglitz de Batı’nın Çin’in Afrika’daki çalışmalarına dönük eleştirilerini “kedi-ciğer ilişkisi” ile açıklıyor; yani “Kedi uzanamadığı ciğere murdar dermiş.”

Afrika, “umut kıtası” olarak bilinir. Savaşların, açlıkların, ve yoksulluğun pençesinden kurtulmaya çalışan Afrika, bir kalkınma yoluna girerken, birçok ülke de kıta ile ilişkilerine daha çok önem atfetmeye başladı. Çin-Afrika İşbirliği Forumu’nun dışında, Avrupa-Afrika Zirvesi, Arap-Afrika Zirvesi, Güney Amerika-Afrika Zirvesi, ABD-Afrika Zirvesi ve Afrika’nın Kalkınması Üzerine Uluslararası Tokyo Konferansı ve Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi de son dönemde gündeme geldi.

Çin, Afrika ile farklı taraflar arasında yürütülen farklı işbirliği modellerine daima açık görüşlü bir şekilde yaklaşırken, kıtanın uluslararası işbirliğini artırmasını görmekten de memnuniyet duyuyor.

Çin-Afrika işbirliği ise işbirliğine dayalı ve çifte kazanç içeren özgün nitelikte bir yola girmiş durumda. Bu kapsamda, sadece “beş hayır” ilkesi değil; aynı zamanda “doğruluk, samimiyet ve adalet” ilkelerine de önem veriliyor, halkın refahını artırmaya ve özel yatırımlara büyük önem atfediliyor.

Şu an, altyapı alanındaki eksiklikleri, finansman yetersizliği ve kalifiye çalışan eksikliği, Afrika’nın bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınmasının önündeki darboğazlar olarak görülüyor. Bu darboğazların aşılması için Afrika’ya kim yardım ediyorsa, işte o, kıtanın gerçek dostu ve güvenilir kalkınma ortağıdır.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Beijing Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, Afrika’nın kalkınmasında duyulan ihtiyaçlara dayanılarak 2015 yılında düzenlenen Johannesburg Zirvesi’nde açıklanan “10 Büyük İşbirliği Planı” temelinde, gelecek üç yıl ve ondan sonraki dönemde Çin-Afrika işbirliğinde, sanayinin geliştirilmesi, altyapı bağlantısı, yeşil kalkınma ile barış ve güvenlik gibi alanları kapsayan “sekiz eylem planı”nın gerçekleştirilmesine ağırlık verileceğini söyledi.

Bu adımların Afrika’nın “kan üretme” gücünün artırılarak, kalkınma darboğazından çıkarılmasına ve bağımsız şekilde kalkınma konusunda yeni alanlar açılmasına yardımcı olacağını kaydeden Xi Jinping, böylece Çin-Afrika işbirliğinin hem hızlı hem de nitelikli bir kalkınma yoluna gireceğini dile getirdi.

Güney Afrika’nın devlet televizyonunda yapılan yorumda da Çin’in Afrika ile yaptığı işbirliğinin, görülebilen ve dokunulabilen bir işbirliği olduğu, “boş laf” olmadığı değerlendirmesi yapıldı.

Bugün “reşitlik seremonisinin” düzenlendiği Çin-Afrika İşbirliği Forumu, Çin ile Afrika’nın küresel yönetişim sistemi reformundaki ve “insanlık için ortak kader topluluğunun oluşturulması”ndaki ortak eylemlerini yansıtıyor.

Çin ile Afrika ülkelerinin toplam nüfusu, dünya nüfusunun üçte birini oluşturuyor. Ancak ve ancak, Çin ve Afrika ülkelerinde barışçı kalkınma ve ortak refahın gerçekleştirilmesi durumunda halkların mutluluğu artacak, dünyanın sürdürülebilir kalkınma hedefi gerçekleştirilebilecektir. Bu açıdan bakıldığında Çin-Afrika işbirliği, Güney-Güney İşbirliği’nin de “can damarı” olarak, gelişmekte olan ülkelerin seslerinin daha çok duyulmasına, uluslararası düzenin iyileştirilmesine ve küresel yönetişim sistemindeki reforma tükenmez bir canlılık katmanın yanı sıra, çok taraflı işbirliği için de mühim bir örnek oluşturuyor.

Nijerya’da yayımlanan “Vangard” gazetesinde yer alan yazıda da işaret edildiği gibi, Çin, somut girişimlerde bulunmak suretiyle küresel düzeni koruyor; kolonyalistlerden ve Batılı neo-kolonyalistlerden farklı olarak Çinliler, dünyaya bir mumun ateşini diğer bir mumla paylaşarak ışığından bir şey kaybetmeyeceğini, bilakis bu suretle tüm dünyanın daha da aydınlanacağını anlatıyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum