Çin, yayımladığı beyaz kitapla güçlü mesajlar verdi

kitap.jpeg

Çin’in ABD ile yaşadığı ticari anlaşmazlığa dair yayımladığı beyaz kitaptaki önemli noktalar şu şekilde kayıtlara geçti:

1. Çin’in duruşu

-Çin ticaret savaşı yapmak istememekte, ancak bundan da korkmamaktadır ve gerektiğinde yapmak zorunda kalacaktır.

-Çin’in görüşme kapısı daima açıktır; ancak görüşmeler, karşılıklı saygı, eşitlik, dürüstlük ve verilen sözlerin yerine getirilmesi önkoşuluyla olmalıdır, vergi sopası tehdidi altında ve Çin’in kalkınma hakkından feragat etmesi pahasına olmamalıdır.

-Çin’in dışa açılma kapısı kapanmayacak, aksine daha geniş bir şekilde açılacaktır.

-Çin, ulusal itibarını ve temel çıkarlarını kararlılıkla koruyacaktır.

-Çin, ABD ile ekonomik ve ticari ilişkilerinin sağlıklı şekilde gelişmesini kararlılıkla korumayı, çok taraflı ticaret sisteminin reformlarla iyileştirilmesini kararlılıkla desteklemektedir.

-Çin, yabancı yatırımcıların Çin’deki meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla koruyacak, reform ve dışa açılma girişiminin derinleşmesinde kararlılıkla ısrar edecektir.

-Çin, diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle karşılıklı yarara dayalı işbirliğinin ve ortak kazancın gerçekleşmesini kararlılıkla sağlayacaktır.

-Çin, insanlık için ortak kader topluluğunun oluşturulmasını kararlılıkla hızlandıracaktır.

2. Çin-ABD ticari anlaşmazlığına dair gerçekler

-Çin-ABD ekonomik ve ticari işbirliği sıfır toplamlı oyun değil; bir kazan-kazan ilişkisidir. ABD’li firmalar ve bu ülke halkı, ikili işbirliğinden somut faydalar elde etmiştir. Bazı ABD’lilerin iddia ettiği “ABD kaybediyor teorisi” çürüktür.

-Çin ve ABD’nin ekonomik kalkınma aşamaları ve ekonomik sistemleri farklıdır; ticari ihtilaflarının olması da normaldir. Önemli olan, nasıl karşılıklı güvenin geliştirileceği, işbirliğinin pekiştirileceği ve anlaşmazlıkların kontrol edileceğidir.

-Çin-ABD ticaret ilişkilerindeki kazançlar ve kayıplar, yalnızca mal ticareti dengesine bakılarak değerlendirilmemelidir.

-Eşit ticaret, DTÖ’nün karşılıklı yarar ilkesinden ayrı şekilde zikredilmemelidir.

-Anlaşmaların ruhuna aykırı davranarak Çin’e zorunlu teknoloji transferi suçlaması yöneltilmemelidir.

-Çin’in fikri mülkiyeti koruma konusundaki büyük çabaları ve elde ettiği neticeler yok sayılmamalıdır.

-DTÖ’nün ilkeleri terk edilerek Çin’in sübvansiyon politikaları suçlanmamalıdır.

3. ABD’nin yanlış uygulamaları ve bunların dünya ekonomisinin gelişmesine etkileri

-ABD’nin Çin-ABD ticari ilişkilerindeki çok yönlü unsurları göz ardı edip, sadece iki ülke arasındaki mal ticaretinde yaşanan dengesizliğe vurgu yaparak bundan Çin’i sorumlu tutması adaletsiz ve mantıksız bir tutumdur.

-ABD’de yeni hükümet, göreve gelmesinden bu yana geçen sürede, “Önce Amerika” vurgusu yapmış, tek taraflılık ve ticarette hegemonyacılık politikaları izlemiştir; Çin’in ve diğer ülkelerin çıkarlarını zedelediği gibi, ABD’nin küresel imajını da kötü yönde etkilemiş ve küresel çok taraflı ticaret sistemini kökünden sarsmıştır; bu, nihayetinde ABD’nin uzun vadeli çıkarlarına da zarar getirecektir.

-Mevcut ABD hükümeti, Çin’e karşı 301. madde soruşturması raporu gibi çeşitli yöntemlere başvurarak sözde “ekonomik işgal”, “adaletsiz ticaret”, “fikri mülkiyet hakkı hırsızlığı” ve “devlet kapitalizmi” ifadeleriyle Çin’i karalamaya çalışmıştır. Bu, Çin-ABD ticari ilişkilerine dair gerçekleri ciddi şekilde çarpıtmış, Çin’de reform ve dışa açılma alanında kaydedilen dev başarıları, Çin halkının bunun için döktüğü teri hiçe saymıştır. Bu, Çin hükümeti ve halkına karşı bir saygısızlık olduğu gibi, Çin ile ABD arasındaki anlaşmazlıkları çoğaltacak, ticari sürtüşmeyi şiddetlendirecek ve en sonunda iki tarafın temel çıkarlarını olumsuz yönde etkileyecektir.

-Mevcut ABD hükümeti, uluslararası alanda genel kabul gören ve kendisi tarafından da genel olarak uygulanan kuralları yok sayarak, uluslararası ilişkilerde fırsatçı bir yaklaşım göstermiş, uluslararası toplumdan büyük eleştiri almıştır. Bu çabuk ve kârlı görülen basiretsiz uygulamalar, ABD’nin uluslararası itibarına zarar verdiği gibi, uluslararası statüsünü ve stratejik çıkarlarını da sarsacaktır.

-ABD’nin “adil ticaret” ve “karşılıklı eşit boyutta açıklık” tutumları, diğer ülkelerin kalkınma aşamaları, kaynak durumları ve avantajlı sektörleri arasındaki farkları göz ardı etmekte, gelişmekte olan ülkelerin gelişme haklarını hiçe saymaktadır. Bu, hiç şüphesiz, gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerine ve sanayilerine olumsuz etkiler getirecek, daha büyük kapsamlı adaletsizliklere yol açacak ve nihayetinde Amerikan işletmelerinin küresel piyasalara açılmasına ve dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerin gelişme fırsatlarını paylaşmasına da yardımcı olmayacaktır.

-ABD hükümeti, büyük çaplı bir ticari sürtüşme başlatarak, dünya ticareti için engel oluşturmuş ve küresel ekonomik canlanmaya olumsuz etkiler getirmiştir. ABD’nin ticarette korumacılığına diğer ülkelerin de karşılık vermek zorunda kalması, küresel ticaret düzenini karmaşaya sokacak, tüm ülkelerin halklarının çıkarlarını olumsuz etkileyecek ve küresel ekonomiyi gerileme tuzağına sürükleyecektir.

-ABD hükümeti, ek tarife ve ticari bariyerler gibi yöntemlerle dünya çapında bir ticari sürtüşme başlatmıştır. Dahası, ABD hükümeti, “ihanet” ve “tarife cezası” gibi tehditlerle ABD’li sınır ötesi şirketlerin ülkeye dönmelerini talep etmiştir. Bu eylemler, küresel değer zincirini ciddi boyutta zedeleyecek, dünya çapında normal mal ticaretini ve kaynak dağılımını sarsacak, olumsuz etkilerin geniş çaplı yayılmasını şiddetlendirecek ve küresel ekonominin verimliliğini azaltacaktır.

-Ekonomik küreselleşme çağında, tüm dünya ülkelerinin ekonomisi iç içe geçmiştir ve birbirlerinden ayrı düşünülemezler. Özellikle büyük ekonomilerin, birbirlerine bağımlılığı büyüktür. ABD hükümetinin tek taraflı şekilde ticaret savaşını başlatması, diğer ülkelerin ekonomilerini olduğu gibi, ABD’nin kendi çıkarlarını da kötü etkilemektedir.

Kaynak: CRI

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum