Anket doldur para kazan!
Aksoy Araştırma

Çin ve ABD, ticari sorunlara yeni çözüm yolları sağladı

96026254_gettyimages-665446456.jpg

Çin ve ABD arasında düzenlenen üst düzey müzakereler 31 Ocak’ta Washington’da sona erdi. İki gün süren müzakerelerde Çin ve ABD, iki ülkenin liderlerinin Arjantin’de vardığı önemli fikir birlikleri doğrultusunda ticaret dengesi, teknoloji transferi, fikri mülkiyet haklarının korunması, uygulama mekanizmaları ve diğer hususları ele aldı. Son müzakerelerde önemli ilerleme kaydedildi, gelecek müzakerelerin tarihi belirlendi ve yol haritası çizildi.

Bu sonuç zor kazanılmış olsa da herkesin beklediği yönde oldu. Beyaz Saray’ın Çin heyetinin Washington’a ulaştığı sırada yayımladığı olumlu karşılama mesajından, müzakerelerin sonrasında ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin heyetinin başkanı Liu He’yı kabul etmesine ve şubat ayının ortalarında Çin tarafıyla yeni tur müzakereleri yapmaya ve Xi Jinping ile görüşmeye hazır olduğuna dair açıklamalarına kadar tüm sinyaller, ABD’nin müzakerelerden olumlu netice elde etmeyi dilediğini yansıtıyor.

Müzakerelerin son turunda hem Çin hem de ABD, iki tarafı ilgilendiren meseleler üzerinde ortak kazanç noktaları bulmak için çabaladı. Sonunda eşitlik, karşılıklı yarar ve ortak kazanç ilkeleri temelinde olumlu neticeler alındı.

Neticeye bakıldığında, Çin’in genel olarak krizi fırsata dönüştürmeyi hedefleyen bir siyasi irade gösterdiğini söyleyebiliriz. Çin’de reform ve dışa açılma politikasının uygulandığı 40 yıl içinde, kriz ve fırsatlar arasındaki diyalektik bağın net bir şekilde tanınması sayesinde pek çok zorluk çözüldü. Bu süreçte risklere karşı koyma kabiliyeti ve kalkınma seviyesi yükseltildi.

Örneğin, Çin 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne katıldığında Çinli işletmeler uluslararası rekabetle karşı karşıya kalarak büyük zorluklar yaşadı. Ancak 17 yıl sonra bugün endüstriyel yapılarını düzelten Çinli işletmeler, yepyeni bir gelişme ufkuna yelken açtı, uluslararası rekabet gücünü bariz oranda artırdı. Bu nedenle tarihi perspektiften Çin-ABD ilişkilerine bakıldığında ABD ile ticaret sürtüşmelerinin uygun şekilde çözülmesi, reform ve dışa açılmanın yeni döneminde krizleri fırsatlara dönüştürmeye yönelik yeni bir uygulama niteliğinde.

Henüz sonlandırılan müzakerelerde varılan mutabakata göre, Çin ABD’den tarım, enerji, sanayi ve hizmet ürünlerinin ithalatını çoğaltacak. Bu, Çinli tüketiciler için kaliteli ürün seçeneklerinin çeşitlendirilmesi anlamına geldiği gibi Çin’in sanayi yapısının iyileştirilmesini de teşvik edecek. ABD’nin Çin’in yapısal reformları uygulamasına dair talebi incelendiğinde, Çin’in ulusal çıkarları, ideolojisi ve ulusal güvenliğini ilgilendiren kısımları dışında bu taleplerin çoğunun reform ve dışa açılma politikası ile paralel olduğu görülüyor. Mesela, ABD’nin Çin’in fikri mülkiyet haklarının korunmasına önem vermesi, piyasasına erişim kısıtlamalarını azaltması gibi talepleri karşısında Beijing, cezai tazminat sisteminin Patent Yasası kapsamına dâhil edilmesine ilişkin karar tasarısını hazırladı, Yabancı Yatırım Yasası ile belirlenen Çinli ve yabancı yatırımcılara eşit muamele gösterilmesi ve adil rekabet ilkesinin uygulanması gibi tedbirler aldı.

Hâlihazırda Çin ekonomisinin aşağı yönlü baskı ile karşı karşıya bulunduğu ve ABD ile ticari sürtüşmeler gibi faktörlerden etkilendiği tabii ki inkâr edilemez, ancak “Çin’in kalkınması uzun vadeli ve önemli stratejik fırsat döneminde bulunmaktadır”. Çin’in üst düzey liderlerinin bu kararı vermesinin temelinde ekonomik küreselleşme karşıtı eğilimlerin ortaya çıkması, küresel sanayi zincirinin karmaşık yapısı gibi unsurlar yatıyor. En önemlisi, Çin ekonomisinin dayanıklılığı, dev piyasası ve dışa açılmayı genişletmeye yönelik güven artırıcı tedbirleri diğer ekonomilerle kıyaslanamaz. Çin şu anda beş konuya odaklanmaya başladı: ekonomik yapının iyileştirilmesini hızlandırmak, bilimsel ve teknolojik inovasyon yeteneğini geliştirmek, reformu derinleştirmek, yeşil kalkınmayı hızlandırmak ve küresel ekonomik yönetişim sisteminde reforma katılmak. Bu hedefler, Çin’in ticari sürtüşmelerle başa çıkma ve krizi fırsata dönüştürme konusunda kendine duyduğu güvene ve başarıya ulaşma potansiyeline işaret ediyor.

Son müzakerelerde ABD tarafı, Çin’in endişelerini ciddiyetle dikkate alacağını belirtti. İki taraf da etkili bir çift yönlü uygulama mekanizması oluşturmanın mühim olduğuna inanıyor. Çinliler verilen sözlerin yerine getirilmesi ve girişimlerin sonuca bağlanmasına büyük önem veriyor. Çin’in DTÖ’ye katılımından bu yana geçen 17 yıl içinde Çin mal ve hizmet ticareti ile fikri mülkiyet hakları olmak üzere üç konuda DTÖ’ye verdiği taahhütleri yerine getirdi ve DTÖ Eski Genel Müdürü Pascal Lamy’den A+ gibi yüksek bir puan aldı. ABD ile yaşanan ekonomik ve ticari sürtüşmeleri çözme konusunda Çin, her zaman dürüstlükle istişarelerde bulundu, taahhütlerini aktif şekilde yerine getirdi. Fakat ABD tarafı, bundan önce verdiği sözleri tutamadı. Bu, endişe verici bir durum. İki ülkenin liderleri arasında varılan mutabakatların gerçek anlamda hayata geçirilmesi için karşılıklı saygı ve sözler ile eylemler arasında tutarlılık gerekir. Bu müzakerede, çift yönlü uygulama mekanizmasının çerçevesi ve temel unsurları hakkında iki taraf arasında prensipte fikir birliğine varıldı. Böylece iki tarafın kararlaştırdığı önlemlerin verimlilikle uygulanma olasılığı yükseldi.

Aslında, Çin ile ABD arasındaki son ticari müzakerelerde önemli bir ilerleme kaydedildi, ABD’nin krizi fırsata dönüştürmesi için bir fırsat sağlandı. Geçen yılın ekim ayının ortasından itibaren ABD borsasında devamlı dalgalanma görülüyor. Aralık ayında imalat sanayii satın alma yöneticileri endeksi (PMI) iki yılın en düşük seviyesine geriledi. ABD Kongresi Bütçe Ofisi geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, gümrük tarifelerinin mevcut seviyede kalması durumunda önümüzdeki 10 yılda yıllık ortalama büyüme oranının 0,1 puan düşeceğini belirtti. Kriz ile fırsat her zaman diyalektik birlik içindedir ve belirli koşullar altında birbirini dönüştürür. Çin ve ABD aynı yönde hareket etmeyi sürdürürse, iki ülkenin liderleri arasında varılan mutabakatlar hayata geçirilirken karşılıklı yarar ve kazan-kazan temelinde kalkınma için yeni fırsatlar bulunabilecek.

Yazıyı paylaşın:
Top
big data blogu