Çin piyasasının çekici gücü nereden geliyor?

20180820164644410_30562.jpg

*Dr. Li Fuyi

Çin Ticaret Bakanlığı, Çin’in çektiği yabancı yatırımlarla ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı bir rapor yayınladı.

Raporda yer alan son verilere göre, Çin’de yeni kurulan yabancı işletmelerin sayısı bu yılın ilk 7 ayında 35 bin 239’u bularak, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 99,1 arttı. Aynı dönemde fiilen kullanılan yabancı sermaye miktarı ise, 496 milyar 710 milyon yuanı bularak, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 yükseldi.

Miktar açısından bakıldığında Çin’in çektiği yabancı sermeyede istikrarlı gelişme eğilimi görülürken, daha önemlisi çekilen yabancı sermayenin kalitesinde ve istikrarında da artış görüldü.

Bakanlığın verilerine göre, yılın ilk 7 ayında Çin’in yüksek bilim ve teknoloji sektöründe fiilen kullanılan yabancı sermaye miktarında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,5’lik bir artış kaydedildi. Bu yatırımlar kapsamında elektronik ve telekomünikasyon donanımı imalat sektörü, bilgisayar ve ofis donanımları imalat sektörü ile tıbbi ekipman imalatı sanayisinde ayrı ayrı yüzde 40,3; 63,7 ve 149,2 oranlarında artış görüldü.

Çin’in çektiği yabancı sermayede görülen yapısal iyileşmenin, Çin ekonomisinin kaliteli gelişimini hızlandıracağı aşikar.

Yabancı sermayenin artış noktasına bakıldığında ise, Çin’deki pilot serbest ticaret bölgeleri ve ülkenin batı kesimi, yabancı sermayenin yeni “akış bölgesi” haline geldi. 11 pilot serbest ticaret bölgesinde yeni kurulan yabancı sermayeli işletmelerin sayısı, 5 bin 186 olurken, fiilen kullanılan yabancı sermaye miktarı da 65 milyar 840 milyon yuanı bularak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 arttı. Öte yandan, ülkenin batı kesiminde fiilen kullanılan yabancı sermeye miktarı da 31 milyar 910 milyon yuana ulaşarak, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,5 yükseldi.

Yatırım kaynağı açısından, İngiltere yüzde 86,1’lik artış oranıyla ilk sırada yer alırken, Kuşak ve Yol güzergahındaki ülkelerin Çin’e yaptığı yatırımlarda da yüzde 29,8’lik bir yükseliş yaşandı.

ABD’nin ticari savaş başlattığı ve uluslararası ekonomik durumun karmaşık olduğu böyle kritik bir dönemde Çin, yabancı sermaye çekme konusunda yine güzel bir karne verdi. Peki bunun nedenleri neler olabilir?

Birinci, Çin’deki ticaret ortamının sürekli olarak iyileştirilmesi ve yatırım kısıtlamalarının azalması bu konudaki en büyük etkenlerden biri. Çin, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OCED) belirlediği yatırım kısıtlayıcı endekste 2015 yılından bu yana dört sıra düştü. Bu da Çin’deki yatırım ortamının düzeltildiğinin bir göstergesi.

Çin’in Haziran’da yayınladığı “Negatif Liste” olarak bilinen “2018 Yabancı Sermaye Yatırımlarının Piyasaya Giriş İzinleri Özel Yönetim Tedbiri”nde yer alan maddelerin sayısı 63’ten 48’e düştü. Böylece başta finans, kaynak ve tarım alanları olmak üzere üç ana endüstride yabancı sermaye yatırımlarına piyasaya giriş izni kapsamlı olarak gevşetildi.

Aynı dönemde yayınlanan “Serbest Ticaret Bölgelerine Yabancı Sermaye Yatırımlarının Giriş İzinleri Özel Yönetim Tedbiri”ndeki maddelerin sayısı da 2017’de 95 iken, bu sene 45’e düştü. Tarım, maden, kültür gibi alanlarda yabancı sermayeye yönelik daha gevşek önlemler hayata geçirildi. Bunun yanı sıra, Çin yönetimi yatırım onayının eşiğini daha da düşürerek, yatırım kolaylığını arttırıyor.

İkinci olarak, Çin, kendine özgü endüstri zincirinin yararlarına ve büyük ölçekli üretim yeteneği ile piyasa avantajlarına sahip. Dolayısıyla yabancı sermayeli işletmelerin üretimine tam destek verebiliyor. Mart ayında Çin ile ABD arasında ticari anlaşmazlıklar başlamasından bu yana, BMW ve Tesla gibi yabancı sermayeli işletmelerin Çin’deki endüstriyel kapasitesi daha çok genişledi.

McKinsey&Company, Çinli tüketicilerin yüzde 80’inin gelirlerinde önümüzdeki 5 yılda artış beklendiği tahmininde bulundu. Büyük potansiyele sahip ve sürekli dışa açılan bir tüketim piyasası, Çin’in ekonomik büyümesindeki yeni dinamo haline geldi.

Çin’e özgü avantajlar, çok uluslu şirketlerin rasyonel seçenekler ve planlar oluşturmasını sağlayabilir. Bazı ülkelerin tek taraflılık politikası uygulaması küresel eğilimdeki ilerleme adımlarını durduramayacak.

Üçüncü olarak, Çin, dışa açılmadaki kararlılığını hayata geçirdiği eylemlerle gösteriyor. Kuşak ve Yol ile “Çin-ASEAN” gibi yeni tip işbirliği platformlarını inşa etme çabalarını sürdürüyor. Öte yandan BRICS ülkeleriyle işbirliğini güçlendiriyor, çok taraflı ekonomik ve ticari talepleri koruma altına alıyor. Ayrıca, dışa açılmayı hız kesmeden sürdüren Çin, eşitliğe ve karşılıklı yarara dayalı “ortaklık ilişkisi” arıyor. Bu da yabancı sermayelere Çin’e yatırım konusunda güven veriyor.

Günümüz koşullarında Çin piyasasına sürekli yabancı sermaye girmesi, küresel sermayenin ve çok uluslu şirketlerin Çin’e besledikleri güven ile beklentilerinin bir göstergesi. Ayrıca, küreselleşmenin birçok ülkenin benimsediği ortak değer olduğunun da bir kanıtı. Bu, dünyanın çok taraflı ticari sistemi korumasına ve dışa açık bir ekonomi inşa etmesine itici güç katacak.

Bu yıl Çin’de reform ve dışa açılma uygulamalarının 40. yıldönümü. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping geçen yıl düzenlen Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda, 2017-2021 arasında Çin’in 600 milyar dolar yabancı sermeye çekmesinin beklendiğini açıklamıştı.

Çin, yabancı sermayeli işletmelerin ülke piyasasında daha çok kazanç elde etmesini sağlamak amacıyla, yabancı yatırımcılara getirilen kısıtlamaları gelecek yıllarda daha da düşürecek ve daha canlı bir iş ortamı yaratacak.

*Çin Makro Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü, Dış Ekonomi Araştırma Merkezi

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum