Çin, neden dışarıdan COVID-19 aşısı alıyor? Çin’de aşı yapılmıyor mu?

rBABCV_d1CeAJqulAAAAAAAAAAA312.2048x1365.770x514.jpg

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ülke, Çin’in ürettiği COVID-19 aşılarını kullanmayı beklerken, Çin’de de yüksek risk grubundaki kişilere aşı yapılacağı açıklandı.

Çinli şirketler tarafından geliştirilen aşıları ulusal programlarına dâhil eden ülkelerin sayısının artması ve Çin’deki acil kullanım programının genişletilmesi, Çin’in aşılarının dünyaya rahat bir nefes aldırmaya hazır olduğunu gösteriyor.

Brezilya’nın da geçtiğimiz günlerde Çinli Sinovac Biotech şirketinin ürettiği koronavirüs aşısını ulusal aşı programına dâhil etmesiyle önemli bir eşik daha aşılmış oldu.

Basında çıkan haberlerde, Brezilya federal hükümetinin Sinovac Biotech tarafından geliştirilen COVID-19 aşısını ulusal aşı programına eklediği ve 46 milyon doz aşı almayı planladığı kaydedildi.

Endonezya da Sinovac ile inaktif COVID-19 aşısının üçüncü aşama klinik deneylerine dair çalışmaları sıkı şekilde sürdürüyor.

Bahreyn Kralı Hamad, Çinli Sinopharm şirketinin geliştirdiği aşıyı yaptırdığını açıklamıştı. Ayrıca, Bahreyn, söz konusu inakfit aşının kullanılmasına ve satılmasına onay vermişti.

Birleşik Arap Emirlikleri de Sinopharm’ın aşısının yüzde 86 oranında etkili olduğunu ilan ederek aşının kullanımına onay vermişti. Peru’da da aynı şirketin aşısının denemeleri sürüyor.

Yakın tarihli haberlere bakılınca, şu an itibarıyla en az 16 ülkenin, Çinli şirketlerce geliştirilen dört aşıdan yaklaşık 500 milyon doz satın almak istediği görülüyor.

Çinli şirketler tarafından üretilen COVID-19 aşılarının farklı ülkelerden onay alması, aşıların güvenilirliği ve etkisi konusundaki şüpheleri de kaldırıyor.

Çin neden Almanya’dan aşı alıyor?

Son günlerde, Çinli şirketlerin ürettiği aşıların güvenilir olmadığına dair iddiaları destekleyen iki argüman gündemdeydi. Bunlardan ilki, şu soruda saklı: “Madem Çin’de aşı geliştiriliyor, o hâlde Çin neden dışarıdan aşı alıyor?”

Geçtiğimiz hafta Çinli ilaç şirketi Fosun Pharma’nın Alman BioNtech şirketinden en az 100 milyon doz aşı alacağına dair haberler kamuoyunda büyük ilgi gördü. Fosun Pharma, 50 milyon doz için yıl sonundan önce 125 milyon avro ön ödeme yapılacağını açıklarken, aşının ne zaman gönderileceğine dair henüz bilgi verilmedi.

Bilindiği gibi, Pfizer ve BioNTech’in mRNA aşısı, İngiltere, Singapur ve ABD’de acil kullanım onayı almıştı.

Uzmanlar, Çinli yerel şirketlerin farklı ülkelerden firmalarla aşı gibi kritik bir konuda işbirliği yürütmesinin gayet doğal olduğu görüşünde. Bu gelişme, doğal olduğu gibi yeni de değil; zira, Çin’in bir yandan kendi COVID-19 aşısını geliştirirken, farklı ülkelerle işbirliği yaptığı bilinen bir durum.

Fosun Pharma ile BioNtech’in ortak aşı geliştirme çalışmalarına mart ayında başladığını hatırlatalım. İki şirket, mRNA teknolojisiyle BNT162 aşısının geliştirilmesi konusunda ortak çalışmalar yürütüyor.

Buna ilaveten, İngiliz AstraZeneca da ağustos ayında Shenzhen merkezli BioKangtai ile yerel üretim anlaşması yapmıştı. AstraZeneca, anlaşmaya göre, yıl sonuna dek Çin’e 100 milyon doz aşı sağlayacak.

Özetle, alanında önde gelen şirketlerin yaptığı olağan işbirliğinin, Çinli şirketlerin geliştirdiği aşıların güvenilir ve etkili olup olmamasıyla ilgili olmadığı kesin…

Çin’de aşının yaygın kullanımına başlanıyor

Basının ve sosyal medyanın gündemindeki bir diğer argüman da şuydu: “Çin’de bile aşı yapılmazken, biz neden Çin’in aşısını kullanalım?”

Öncelikle, Çin’deki tüm verilerin açıkça işaret ettiği gibi, ülke genelinde salgın genel olarak kontrol altına alınmış durumda. Bu yüzden, salgını aşının bulunmasından önce durdurabilen Çin’in kısa vadede tüm nüfusu aşılamak gibi bir ihtiyacı bulunmuyor.

Ancak, yine de hem yerel hem de ulusal düzeyde bu konudaki düzenlemeler sürekli güncelleniyor.

Çin Ulusal Sağlık Komisyonu Başkan Yardımcısı Zeng Yixin, bugün (19 Aralık) Çin’de haziran ayında başlatılan acil kullanım programı kapsamında yüksek risk gruplarındaki kişiler için yaygın aşılama yapılacağını açıkladı.

Zeng, öncelik verilecek grupların, soğuk zincir işçilerini, gümrük memurlarını, lojistik, havacılık ve toplu taşıma çalışanlarını, tarımsal ürün pazarlarında çalışan kişileri, sağlık personelini ve öğrenim ya da iş nedeniyle ülke dışına çıkmak zorunda olanları içerdiği bilgisini verdi.

Aşı programının genişletilmesiyle öncelikle kritik görevlerdekileri korumak suretiyle virüsün tekrar yayılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

Bunun yanında, Çin’de yerel yönetimlerin aşı çalışmalarıyla ilgili muhtelif örnekler ortaya koyduklarını atlamamak lazım.

Heilongjiang’daki Tangyuan ilçesi, sakinlerinin 420 yuan (65 dolar) karşılığında iki doz aşı yaptırabilecekleri, kayıtların başladığını açıkladı. Tangyuan ülke genelinde vatandaşlara yönelik, yani aşının yaygın kullanımına dair resmen izin veren ilk bölge oldu.

Çin’in güneybatısındaki Sichuan eyaleti de yüksek risk grupları için aşı uygulaması başlattığını, 2 milyon kişinin yıl sonuna dek aşılanmasının planlandığını duyurmuştu. Sichuan eyaleti COVID-19 aşısı için doz başına 200 yuan (30 dolar) fiyat belirledi. Yine vatandaşlara aynı fiyattan aşı sunacak bir başka idari birim de Jiangsu eyaleti. Jiangsu, hem Sinopharm hem de Sinovac’ın aşılarının sipariş edildiğini açıklamıştı.

Hem yerel hem de ulusal düzeyde alınan yeni kararların, tüm dünyada olduğu gibi Çin’de de aşı konusunda her gün yeni gelişmeler meydana gelebileceğine işaret ettiği söylenebilir.

Bu noktada önemli olan ise öncelikle aşının bilimsel ve teknik bir konu olduğunu kavramak; sonra da yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği ve ekonomilerin felce uğradığı yüzyılın en büyük felaketi karşısında, bu derde deva olması ümit edilen aşıyla ilgili gelişmeleri “ucuzlatan” tartışmalardan, konuyu mecrasından çıkartan spekülasyonlara müsaade etmemek…

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum