“Çin ne yapacağını çok iyi biliyordu”

news_9ad5c5bebf6e315ff7f2cad8af051a5e-750X422.png

Beijing, herhangi bir büyükelçinin diplomatik becerilerini test etmesi ilginç bir yer. Benim için göreve geldiğim ilk aylarda yeni tip koronavirüsün nasıl ortaya çıktığını görmek ve süreci izlemek büyüleyici bir deneyim oldu.

İlk vakalar ortaya çıktığı zaman, kimse neyle karşı karşıya olduğunu bilmiyordu. Eldeki mevcut tek bilgi Wuhan’da bir deniz pazarına giren insanların pnömoni benzeri semptomlar gösterdiğiydi. Buna karşın durumun daha ciddi olduğu daha sonra ortaya çıktı.

Yerel yönetim ve hastaneler bu krize yanıt verdi ancak yeterli değildi. Yeni tip koronavirüs sayısı her gün katlanarak arttı. Ocak ayına gelindiğinde virüs kontrol edilemez görünüyordu ve durum Çin’in üst düzey liderliğinin dikkatine sunuldu. Salgın yılın en büyük tatiline denk gelmişti.

HIZLI DAVRANDILAR

Herkes tatilini memleketlerinde geçirmeyi planlıyordu ve hatta birçoğu çoktan gitmişti. Buna karşın hiçbir şey hükümetin virüsü engellenmesinin önüne geçemedi. SARS benzeri salgınları tecrübe eden Çin ne yapacağını çok iyi biliyordu. Zamana karşı yarıştığını bilen otoriteler hızlı hareket etmek zorunda kaldılar.

Wuhan ve çevre şehirler karantinaya alındı. İnsanlara evde kalmaları söylendi. Toplu taşıma durduruldu. Tatiller ve kutlamalar iptal edildi ve ülke çapında seyahat sınırlandırıldı. Sağlık personeli ve tıbbi malzemeler ise Hubei eyaletine gönderildi.

AFGAN ÖĞRENCİLER İÇİMİZİ ISITTI

Stadyumlar gibi halka açık yerler geçici hastanelere dönüştürüldü ve birkaç gün içinde “Çin Hızı” olarak adlandırılabilecek süreçte yeni hastaneler bile inşa edildi. Çin ayrıca halk, diplomatik çevreler ve uluslararası kamuoyu olarak sıralanan üç halka de bilgi paylaşımını sürdürdü.

Çin’de bir büyükelçi olarak dünyanın dört bir tarafından sağlanan maddi desteğe ve moral açıklamalarını görmek gerçekten şaşırtıcıydı. Birçok ülke ihtiyaçlar doğrultusunda yüz maskeleri gibi Çin’e çok sayıda tıbbi malzeme gönderdi. Afganistan fakir bir ülkedir ve çoğunlukla diğer ülkelerden gelen tıbbi malzemelere ihtiyaç duyar. Buna karşın Çin’deki bir grup Afgan öğrencinin kendi harçlıkları ile bağışladıkları maskeleri görmek beni hayrete düşürdü. Tüm bunlar için küresel dayanışma bağlamında iç ısıtan manzaralardır.

“FIRSAT PENCERESİ” BOŞA HARCANDI

Çin salgınla mücadele ederken dünyanın da kendi hazırlığını yapması için yeteri kadar zamanı vardı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu durumu bir “fırsat penceresi” olarak tanımlamasına karşın önlem alınmadı. Bu dönem Çin’in doğru mu yoksa yanlış mı yaptığı gibi tartışmalarla ile harcandı.

İki ay sonra, iki farklı kıtadaki yer alan İran ve İtalya’da salgınların patladığına tanıklık ettik. Şimdilerde ise küresel bir salgından bahsediyoruz.

Son olaylar küresel bir köyde yaşadığımızı kanıtlıyor. Köyün bir kısmının felaketten etkilenmesi ve bunun diğer bölgelere yayılmaması imkânsızdır. Bu nedenle, insanlık için hepimiz birbirimize yardım etmeliyiz. Hâlihazırda çok zaman kaybettik artık ülkelerin daha yakın iş birliği kurmasının zamanı geldi.

Kaynak

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum