Çin konusunda farklı yaklaşımlar: Trump endişeli, Carter sakin

20190417153250438_41864.jpg

ABD eski başkanı Jimmy Carter önceki gün yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın iki gün önce kendisiyle telefon görüşmesi yaparak Çin hakkında konuştuğunu belirtti.

Trump’ın endişesi: Çin bizi geçecek!

Carter’in açıklamasına göre, Trump telefon görüşmesinde “Çin’in ABD’yi geçmesinden endişe duyduğunu” söyledi. Carter ise, böyle bir şeyin gerçekleşmesinden endişe duymadığını belirtti.

Carter, “ABD dünya tarihinde savaşı en seven ülkedir. Çin ise savaşlar için bir kuruşunu bile israf etmedi. İşte bu Çin’in neden bizi geçmek üzere olduğunun nedeni” dedi.

ABD’de Dışişleri Bakanı Mike Pompeo başta olmak üzere bazı siyasetçiler Çin’i karalamaya çalışırken, eski başkan Carter sağduyulu açıklamalarla kıdemli bir siyasetçinin stratejik bakış açısı ve ulusal çıkarlar konusundaki yüksek sorumluluk duygusunu gösterdi. Görev süresince Çin ile diplomatik ilişkiler kurulan Carter, şahsi çıkarı için ulusal çıkarları hiç sayan siyasetçilere bir ders verdi.

Trump ile Carter arasındaki telefon görüşmesi önemli bir mesaj taşıyordu: Çin ile ABD arasındaki ilişkilerin nasıl ele alınacağını konusunda, emekli olan siyasetçiler başta olmak üzere sağduyulu insanlar halen önemli bir güçtür.

Bu bakımdan, Trump başkanlığı üstlendikten ve çeşitli zorluklarla karşılaştıktan iki yıl sonra ilk kez eski başkan Jimmy Carter’i arayarak, endişelerini açıkça ifade etti ve Çin politikasını paylaştı.

Bu endişe anlaşılabilir. ABD, uzun zamandır dünyanın 1 numaralı gücü konumunda ve başkası tarafından takip edilmeye henüz alışık değil.

Bugün Çin ekonomisinin boyutu 90 trilyon yuanı aşmış durumda ve dünyada 2. sırada yer alıyor. Bunun ABD’de yarattığı panik duygusu, Washington’daki “Çin şahinleri” tarafından siyasi bir amaç olarak kullanılıyor. Bu gruplar, ülkenin siyasi alanında daha büyük nüfuza sahip olmaya çalışıyor. Bu grupların girişimlerinden dolayı, ABD 40 yıl önce Çin’le diplomatik ilişki kurduğunda beslediği asıl gayesinden giderek uzaklaştı. Sadece iki ülkenin üstlenmesi gereken küresel sorumlulukları unutmakla kalmayıp aynı zamanda Çin’i stratejik rakip olarak niteledi, Çin’e ticaret savaşı açtı, Çin’i karalamaya çalıştı.

Ancak bir yıldan fazla süredir Çin-ABD ilişkilerindeki değişiklik, ABD’nin Çin’e baskı girişiminden beklediği sonucu alamadığını gösteriyor. Dahası Carter’in uyarıları doğrulandı: Çin, ABD’nin refahı için son derece önemlidir. ABD Çin’le iyi geçinemezse iki ülke de bundan zarar görür.

Uluslararası Para Fonu tarafından geçen hafta yayımlanan Dünya Ekonomik Görünümü adlı raporda, ABD’nin bu yılki ekonomik büyüme beklentisi 0,2 puan indirilerek yüzde 2,3’e çekildi. Çin’inki ise 0,1 puan artırılarak yüzde 6,3’e yükseltildi. Çin, ekonomik büyüme beklentisinin yükseltildiği tek ülke oldu.

Bu sonuç, ABD’de Çin’e karşı sert bir tutum takınanları şaşırttı ve ABD yönetimini bir kez daha uyardı: Çin’e baskı yapmak, ABD’nin göreceli gücünün azaldığı gerçeğini değiştirmek yerine kendisine zarar getiriyor.

Peki, Trump’ın meşhur sloganına (Make America Great Again) atıfla, ABD kendini nasıl yeniden “muhteşem” yapabilir?

Jimmy Carter stratejik ve akıllıca bir öneride bulunuyor:

“ABD gereksiz savaşlara fazla para harcamamalı ve kendi değer yargılarını başkasına zorla dayatmamalı.”

Jimmy Carter, “Eğer 3 trilyon dolar tutarında askeri harcamayı, ABD’nin altyapı tesisleri inşasına aktarsalardı, muhtemelen 2 trilyon dolar kalacaktı. Hızlı tren demiryolumuz olacaktı. Köprülerimiz çökmeyecekti. Yollar korunacaktı. Eğitim sistemi de Güney Kore ya da Hong Kong bölgesi gibi iyi olacaktı” sözlerini kullandı.

Elbette hegemonya, tek taraflılık ve kuvvet politikasından vazgeçmek, halkın refahını temel olarak sağlamak ve kendi rekabet gücünü artırmak, ABD’yi “tekrar muhteşem” yapmanın temel yollarıdır.

Çin’e gelince, Çin için kalkınma, Çin halkının güzel bir yaşama ulaşma arzusunu yansıtıyor. Çin, kimsenin yerine geçmek istemiyor. Çünkü Çin’in geleneksel kültürünün özü “uyum kültürüdür”. Çin’in genlerinde saldırganlık yoktur.

Çin, diğer ülkelerle istişare, ortak inşa ve paylaşım ilkesinde insanlığın kader ortaklığını oluşturmak ve ABD’yle birlikte büyük devletlerin üstlenmesi gereken sorumlulukları yerine getirmek istiyor.

Çin ve ABD arasında rekabet olması normaldir. Ancak bu sağlıklı bir rekabet olmalı. Rekabet gücü, diğer tarafı bastırmak yerine, kendini geliştirip güçlendirmeye dayanmalıdır.

Donald Trump, 5G’nin ABD’nin “mutlaka kazanması gereken” bir rekabet olduğunu ifade etti. Ancak iki ay önce, Donald Trump, Amerikan şirketlerin daha ileri teknolojileri engellemekten ziyade, rekabetle 5G alanında kazanması çağrısında bulunmuştu. Bu, Çin ve ABD arasındaki sağlıklı rekabet için doğru bir duruştur.

39. ABD Başkanı Jimmy Carter, Beyaz Saray’da en uzun vadeli önemli başarısının “Çin’le diplomatik ilişkileri normalleştirmek” olduğunu belirtti.

Bakalım 45. ABD Başkanı Donald Trump, gelecekte Beyaz Saray’daki yıllarını hatırladığında, gururla benzer bir durum değerlendirmesi yapabilecek mi…

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum