“Çin, ‘karşılık verme’ sözünü tuttu”

20190531205214581_16926.jpg

Çin Ticaret Bakanlığı, bugün yaptığı açıklamada, ilgili kanun ve düzenlemeler doğrultusunda “güvenilmez” kişi ve kurumların yer alacağı bir liste oluşturacaklarını duyurdu.

Açıklamada, piyasa kurallarına uygun hareket etmeyen, anlaşmaların ruhuna aykırı davranan, ticaret dışı maksatlarla Çinli firmaların tedarikini kesen ve Çinli işletmelerin meşru hak ve çıkarlarına ciddi zararlar veren yabancı işletme, örgüt ve şahısların söz konusu listeye alınacağı belirtildi. Listenin uygulanmasına ilişkin somut tedbirlerin ise yakın tarihte açıklanacağı bildirildi.

ABD, ortada hiçbir delil yokken, çok sayıda Çinli işletmeyi “entity list” adı verilen kara listeye dâhil etti. Çin’in söz konusu listesi de ABD’nin girişimine mecburen verilen bir karşılık niteliğinde. Çin’in meşru haklarını korumak için bu tedbire başvurması, uluslararası toplum açısından da beklenmedik bir durum değil.

Ticaret savaşının zorla karşılık vermeye itilen tarafı olarak Çin, başından beri “savaşmak istemiyoruz, ancak savaştan da korkmuyoruz; gerekirse savaşırız” yönünde bir prensip izliyor. Bu duruşuyla Çin, ABD’nin “havuç ve sopa” politikasına da etkili bir cevap vermiş oluyor. Geçtiğimiz bir yıl içinde Çin, iki ülke arasında gerçekleşen ticaret müzakerelerinin 11 turuna da karşılıklı saygı, eşitlik ve çifte kazanç ilkeleri doğrultusunda, azami samimiyet ve muazzam bir çaba göstererek katıldı. Buna rağmen, Washington verdiği taahhütlere sadık kalmayarak, ek tarifeler uygulamaya başladı, hatta hiçbir delil olmaksızın devletin gücünü seferber edip Amerikan işletmelerinin Huawei gibi Çinli şirketlere sağladığı tedariki kestirdi. Özetle ABD, Çin’in kalkınmasını önlemek amacıyla Çin üzerindeki baskıyı artırdı.

Konuşmak istiyorsan, dikkatle konuşmalı; savaşmak istiyorsan da ciddiyetle savaşmalısın. ABD, samimiyetsiz tavrını adım adım ortaya koyarken, Çin de ona bu yolda sonuna kadar eşlik etmeli. Herkes, savaşmaya zorlanmış olmasına karşın Çin’in yanıtını da çok iyi hazırlamış olduğunu ve bir dizi hamleyle karşı atağa geçtiğini gördü.

1 Haziran 2019 saat 00.00 itibarıyla Çin, daha önce ek tarife uygulanacak ürünler listesine alınan 60 milyar dolar değerindeki ABD ürününün bir kısmına yüzde 25, yüzde 20 ve yüzde 10 oranlarında yeni ek gümrük vergileri getirecek.

Çin’in nadir toprak elementlerini kullanarak imal edilen ürünlerle Çin’in kalkınmasının engellenmemesi uyarısını yapan Beijing, bugün de güvenilmez kişi ve kurumlar için kara liste yayınlayacağını duyurdu.

Eski ABD Başkanı Jimmy Carter, yaptığı bir açıklamada, ABD’nin dünya tarihindeki “en iyi savaşçı ülke” olduğunu, savaş için bir kuruş dahi harcamayan Çin’in ise kaynaklarını yüksek hızlı tren hattı gibi projelere yatırdığını söylemişti.

Çin, gerçekten de barışsever, rasyonel ve ihtiyatlı bir ülke; kalkınmaya odaklanan, bir ticaret savaşının galibinin olmayacağını, baskıların tüm taraflara zarar vereceğini düşünen bir ülke.

Ancak, ABD’nin arka arkaya attığı akıl dışı adımlar karşısında Çin de muhakkak gerekli karşı tedbirleri alacak. Bunda amaç ise Çin ve ABD halkları dâhil tüm dünya halklarının çıkarları ile çok taraflı ticaret sistemini ve uluslararası kuralları korumak.

Çin’in aldığı karşı tedbirler, ticaret savaşı açmayı değil, ABD’yi yeniden müzakere masasına döndürmeyi amaçlıyor. Geçtiğimiz yıl meydana gelen hadiseler, tarifelerin yükselişinin Çin ile ABD’nin yanı sıra, tüm dünyaya zarar verdiğini gösterdi. Küresel endüstriyel zincirin kasten kesintiye uğratılması, insanlığın bilimsel ve teknolojik ilerlemesine de büyük zarar getirecek. İşbirliği, Çin ile ABD için tek doğru seçenek…

Çin, ticari ihtilafların çözülmesinde müzakere sürecine daima öncelik verdi. Ancak, işbirliğinin belli prensiplere dayanması ve samimiyetle gerçekleşmesi gerekiyor. ABD’nin uluslararası düzeni kontrol etme hususunda kendi gücüne fazla güvenmesi ve Çin’in kendi meşru hak ve çıkarlarını koruma konusundaki becerisini küçümsemesi hata olur.

ABD’nin bir sonraki adımı ne olursa olsun, Çin’in cevabı hazır: “Müzakere istiyorsan, kapımız açık; savaşmak istiyorsan da sonuna kadar!”

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum