Çin ile Türkiye’nin salgınla mücadeledeki işbirliği dünyaya örnek oldu

rBABDF_4FrKACXazAAAAAAAAAAA163.787x398.770x390.jpg

COVID-19 salgınında dünya genelindeki vaka sayısı 86 milyonu, toplam vefat sayısı ise 1 milyon 850 bini aştı.

Asya Kalkınma Bankası’nın verilerine göre, salgının dünyaya getireceği ekonomik kayıp 5,8 ila 8,8 trilyon dolar arasında değişecek. Dünya üzerindeki genç nüfusun altıda biri salgın nedeniyle iş bulamazken, koronavirüs kaynaklı ekonomik buhran 500 milyon kişinin yoksullaşmasına yol açacak.

Salgının başından bu yana Çin ve Türkiye, salgının kontrol altına alınması ve aşı geliştirme alanlarında sıkı işbirliği gerçekleştirdi. İki ülkenin karşılıklı destekleri, diğer ülkeler için de iyi bir örnek teşkil etti.

İki ülkeden karşılıklı yardımlar

2020 yılının başında, Çin COVID-19 salgınından ciddi etkilendi. Türkiye, salgınla mücadelede büyük zorluk yaşayan Çin’e ilk yardım eden ülkelerden oldu. Türkiye, Wuhan kentine 31 Ocak ve 1 Şubat günlerinde gönderdiği iki uçakla 2 bin adet koruyucu kıyafet ve 93 bin 500 adet maske ulaştırdı.

Çin’de salgın, alınan sıkı tedbirler ve yapılan büyük fedakârlıklar sonrasında kontrol altına alındı. Ancak, dünya geneline yayılan salgın bir pandemiye dönüştü. Türkiye de salgının etkisinden kaçamadı. Bu süreçte, Çin hükümeti ile Türkiye’deki Çinli şirket ve kuruluşlar ülkeye solunum cihazı, koruyucu giysi ve maske gibi malzemeler sağladı.

Diğer yandan, Türkiye Sağlık Bakanlığı’na bağlı Bilim Kurulu üyeleri ile Çinli sağlık uzmanları arasında video konferans yöntemiyle seminerler düzenlendi. İki taraf, koronavirüs hastalarının tedavisi, ilgili ilaçların kullanılması ve karantina önlemlerinin alınması gibi konularda fikir alışverişinde bulundu. Türk doktorlar, Çinli uzmanların deneyimlerini dinleyerek koronavirüs hastalarının tedavisi konusunda bilgi aldı.

Aşı konusunda yoğun işbirliği

Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan daha önce yapılan açıklamalarda, Çin’in yeni tip koronavirüs aşısı konusunda uluslararası işbirliğine açık olduğu, yerli şirketlerin yabancı firmalarla aşı geliştirme ve üretme konusunda işbirliği yapmasını desteklediği belirtildi.

Çin, Dünya Sağlık Örgütü tarafından desteklenen küresel aşı programı COVAX gibi girişimlere de aktif katılım gösterdi.

Hâlihazırda Çinli şirketlerin geliştirdiği aşıların 3. aşama klinik deneyleri Türkiye’nin de aralarında bulunduğu farklı ülkelerde devam ediyor. Şu an, Hacettepe, Kocaeli ve İstanbul üniversiteleri ile Ankara Şehir Hastanesi dâhil farklı kuruluşlarda, Çin menşeli aşıların testleri gerçekleştiriliyor. Türk gönüllülerin katkıları sayesinde COVID-19 aşısı bir an önce piyasaya sunulması bekleniyor.

Çin menşeli aşıların güvenliği ve etkinliği, Türkiye Sağlık Bakanlığı ve Türk sağlık uzmanları tarafından kabul edildi. Çin hükümeti, COVID-19 aşılarını küresel kamu ürünü hâline getirme taahhüdünü yerine getirecek, aşıya erişilebilirlik konusunda gelişmekte olan ülkelere yardım edecek.

Türkiye Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, kısa süre önce yaptığı açıklamada, iki ülke arasında imzalanan anlaşma doğrultusunda, Türkiye’nin Çinli SinoVac şirketinden 50 milyon doz aşı alacağını ifade etti. SinoVac aşılarının 3 milyon dozluk ilk bölümü 30 Aralık itibarıyla başkent Ankara’ya ulaştı. Kalan bölümün mart ayına kadar Türkiye’ye gönderilmesi planlanıyor.

Aşıda tekelleşme girişimleri başarısızlığa mahkûm

2021 yılının başı itibarıyla COVID-19 aşılarının dünya ülkelerinde kullanılmasına başlandı. Farklı ülkelerin salgınla mücadele çalışmalarında kritik bir döneme giriliyor. Aşıyla birlikte salgına karşı galip gelmek için de umut ışığı doğuyor.

Salgınla mücadelede işbirliğini güçlendiren Çin ve Türkiye, diğer ülkeler için de iyi bir örnek oluşturdu. Ancak, hegemonyacılık peşinden koşan ABD gibi bazı Batılı ülkeler, Çin ve diğer ülkelerin salgınla mücadelede gerçekleştirdiği işbirliğine mesnetsiz eleştiriler yöneltti, Çin’in salgınla mücadele eden ülkelere sağladığı yardımları karalamaya çalıştı. Çin aşılarının güvenliği ve etkinliği hakkında gerçek dışı iddialar ortaya atan bazı Batılı ülkeler, aşı üretiminde tekelleşmek ve aşı satışından dev kârlar elde etmek istiyor.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklamada, “COVID-19 salgınının bir an önce yok edilmesi ve küresel ekonominin bir an önce canlandırılması için tüm ülkelerde aşılama gerçekleştirilmesi gerekiyor. Özellikle enfeksiyon riski yüksek olan kişilere aşı yapılması gerekiyor. Yalnız bir ülkede aşılama uygulanması yeterli değil.” ifadeleri kullanıldı.

Aşı üretiminde tekelleşmek ve aşı stoklamak isteyen Batılı ülkelerin girişimleri, uluslararası toplumun salgınla mücadeledeki işbirliğine zarar vereceği gibi, insanlığın salgının üstesinden gelmesinin gecikmesine yol açacak.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum