Çin finans piyasası niçin yabancı sermaye çekiyor?

3EC50B4F-8822-472A-9812-E7275D395B35.jpeg

 

Finans hizmetleri, başkent Beijing’de devam eden 2020 Çin Uluslararası Hizmet Ticareti Fuarı’ndaki (CIFTIS) önemli konulardan birini oluşturuyor.

Fuara katılan 150’den fazla finans kuruluşu arasında 18 ülke ve bölgeden 43 yabancı sermayeli kuruluş yer alıyor. Morgan Stanley, UBS Securities ve Deutsche Bank gibi dünyanın önde gelen finans kuruluşlarının fuara katılımı, Çin’in finans piyasasına dönük güveni de gösteriyor.

Çin piyasasına dair güven ve beklentiler, öncelikle Çin’de makro ekonominin esnekliğinin ve risklere karşı direncinin gücünden kaynaklanıyor.

Economist’te yayımlanan ve yabancı sermayeli kuruluşların Çin finans piyasasına ilgi gösterme nedenlerinin analiz edildiği makalede, Çin’in salgın döneminde de büyüme kaydedecek tek ekonomi olacağı gibi, yabancı sermayeli kuruluşlara pozitif faiz geliri getirecek tek ülke olacağı kaydedildi.

Son yıllarda, Çin’in finans alanında genişleme ve dışa açılma amacıyla hayata geçirdiği bir dizi önlem, yabancı sermayeli kuruluşların güven ve beklentilerini güçlendirdi. Geride bırakılan yarım yıllık süreçte, yabancı sermayeli banka ve ticari bankalar Çin piyasasına girmeyi sürdürdü.

2020 Çin Uluslararası Hizmet Ticareti Fuarı’nın açılışının bir hafta öncesinde Citi China, Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu’ndan menkul kıymetler saklama hizmetleri lisansı aldığını ilan etti. Böylece Citi China, söz konusu onayı alan ilk ABD’li banka oldu. JPMorgan Futures de resmen Çin’de tamamen yabancı sermayeli ilk vadeli işlem şirketi oldu. American Express’in Çin’deki iştiraki olan Express Technology de Çin’in ana kesiminde RMB ile takas yapan ilk lisanslı yabancı şirket oldu.

Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü (PIIE) tarafından yayımlanan son raporda, Çin’deki finans hizmetleri piyasasının ölçeğinin 47 trilyon dolara ulaştığı belirtildi. Yabancı sermayeli kuruluşlar piyasadaki paylarını yükselterek kârlarını da artırmayı hedefliyor. Çok sayıda ABD’li finans kuruluşunun da bu sürece katılması, Çin ile ABD arasında bir finansal ayrışmayı imkânsız hâle getiriyor.

CIFTIS’de Çin Halk Bankası, Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu ve Çin Bankacılık ve Sigortacılık Düzenleme Komisyonu, finans piyasasının dışa daha da açılacağı yönünde net sinyaller verdi.

Çin’de uluslararası piyasayla giderek kenetlenen, dışa açılma seviyesi yüksek yeni bir finans sistemi oluşturuluyor. Bu sayede, gün geçtikçe daha çok yabancı sermaye çeken Çin finans piyasası, reel ekonomiye daha nitelikli hizmet sağlarken, karşılıklı yarara ve paylaşıma dayalı küresel ekonominin kurulmasına da güç katıyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum