“Boltonlar” ABD diplomasisinin kontrol dışına çıkmasına neden oldu

20190525200515876_78237.jpg

ABD Deniz Kuvvetleri Akademisi’nden (USNA) Prof. Tom Nichols kısa süre önce USA Today’de bir yazı kaleme aldı. ABD’nin son zamanlardaki diplomasisinin analiz edildiği yazıda, ülkenin diplomasisinde kontrol dışına çıkma eğiliminin görüldüğü ifade edildi. Bu kapsamda ABD’nin son zamanlardaki dışişleri politikasına bakıldığında Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton öne çıkıyor.

Bolton’un göreve gelmesinden sonraki performansına baktığımızda şunları görüyoruz:

-ABD Savunma Bakanlığı’nı İran’a karşı askeri plan hazırlamaya zorlayarak Basra Körfezi’ne asker yığmak;

-“Monroe doktrini” gerekçesiyle Venezuela’ya müdahaleyi dile getirmek;

-Rusya ve Çin’e asılsız suçlamalarda bulunarak, iki ülkenin arasını açmaya çalışmak.

Bolton, bu tür girişimleriyle Tom Nichols’un endişelerinin asılsız olmadığını gösterdi. Yani, Bolton’un önderliğindeki ABD diplomasisi kontrolden çıkmış durumda…

ABD’li şahinlerin temsilcisi olan Bolton, ülkesinin BM daimi temsilciliği görevinde bulunduğu sıralarda “duygularını” şu sözlerle dile getirmişti:

“ABD gerek duyduğunda BM’nin rolünü yerine getirmesine izin veriyor. ABD için tek sorun ulusal çıkarlar… Bundan hoşlanmıyor olmanız da üzgünüm ama bu bir gerçek.”

ABD Başkanı Ulusal Güvenlik Danışmanı olduktan sonra Bolton, yine sorumsuz açıklamalarına devam etti. Bolton hatta bir dönem “Çin’in füzelerinin Rusya’yı tehdit ettiği” iddiasında da bulundu ve Rusya’nın tepkisine neden oldu. Söz konusu iddiaya Rusya ülkesine tehdit oluşturanın Çin değil, ABD ve NATO olduğu açıklamasıyla karşılık verdi.

Bolton geçen ay da Beyaz Saray’da basına verdiği demeçte, Küba ordusunun Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya destek verdiğini söyledi. Buna da Küba Dışişleri Baklanı Bruno Rodriguez cevap verdi. Rodriguez Twitter’da yaptığı paylaşımda, Bolton’un “hastalıklı bir yalancı” olarak Trump’a yanlış sinyaller verdiğini kaydetti.

ABD Başkanlığı adaylarından Bernie Sanders kısa süre önce basına verdiği demeçte, ABD’nin yıllar önce yalanlarla Irak Savaşı’nı başlattığını ve bu savaşın “yaratıcılarından” birisinin de Bolton olduğunu söylemişti. Bugün Bolton ABD’yi İran Savaşı’na sürüklemek istiyor. Sanders, “Bolton savaşı seven bir insan. Belli ki Irak Savaşı’ndan hiç ders almadı” dedi.

Aslında Beyaz Saray’ın diplomatik politikasında manevra yapmayı sevenler arasında sadece Bolton değil. Mike Pompeo ve Peter Navarro gibi şahinler de bu gruba dahil. Onlar, ABD’nin dünyadaki hükümdar konumunu sürdürmek amacıyla çelişkileri kışkırtma ve diğer ülkeleri rencide etme gibi her türlü yönteme başvuruyorlar.

Ne var ki, ekonominin küreselleşmesi, siyasetin çok kutuplulaşması ve toplumun bilişim sürecinin hızlanmasıyla, uluslararası güç yapısı ve küresel düzen de son 30 sene boyunca büyük değişiklikler yaşadı. Yeni yükselen piyasalar dünya büyümesinin en önemli motoru haline geldi.

Bu zeminde, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD önderliğinde oluşturulan dünya siyasetinin düzeni, küresel ekonomik yapının değişmesiyle birlikte türlü sınamalarla karşı karşıya kalıyor. Bu durum da, eski hükümdarı çok rahatsız ediyor.

Son zamanlarda ABD, bir taraftan “anlaşmalardan çekilerek”, kendi çıkarlarına en büyük fayda getirebileceği uluslararası kuralları oluşturmaya çalışırken, diğer taraftan da müttefiklerinden daha fazla “koruma ücreti” talep ediyor. Bir yandan da Rusya’yı sıkıştırıp ticaret savaşıyla Çin’in bilimsel ve teknolojik gelişmesini engellemeye çalışıyor.

Öte yandan, Washington yönetimi yurtiçinde yoksullar ile zenginler arasındaki mesafenin sürekli artması ve ırk çelişkisinin giderek yükselmesi gibi sorunları dar bir popülizmle çözmeye çalışıyor. Ama bu ancak sorunları daha da ciddileştiriyor.

Günümüz dünyasında şöyle bir gerçek var: ABD’nin tek güç dönemi giderek silikleşiyor. Bolton gibi insanların yeni sorunları eski yöntemlerle çözmeye çabalaması da ABD’nin kuvvetini, kredisini ve etkisini tüketirken, ABD’ye daha büyük riskler getiriyor.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum