Asya-Pasifik’te dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması için kollar sıvandı

N.jpg

Kaynak: CRI Haber Merkezi; Yazar: Xu Qinduo
Filipinler’in başkenti Manila’da geçen yıl Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’ne (ASEAN) üye ülkeler ile Çin, Güney Kore (Kore Cumhuriyeti), Avustralya, Yeni Zelanda ve Hindistan’ın liderlerinin katılımıyla Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (RCEP) Birinci Liderler Toplantısı yapıldı. Toplantının bitiminde bir ortak bildiri de yayımlandı.

Söz konusu buluşmanın bir yıl sonrasında, RCEP’e taraf 16 ülkenin liderleri Singapur’da ikinci toplantı için bir araya geliyor.

RCEP ile ilgili müzakerelerde önemli ilerlemeler kaydedildiğini, hatta görüşmenin nihai aşamaya girdiğini söylemek mümkün. Taraf ülkeler, müzakerelerin 2019 yılı içinde tamamlanması için yoğun çaba harcıyor. Bu gelişmeler, gelecek yıl Asya-Pasifik ülkeleri arasında dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşmasına varılabileceğini gösteriyor.

Nitekim, Çin Başbakanı Li Keqiang da bu konuyla ilgili basına yaptığı açıklamada, ASEAN’ın ve örgütün dönem başkanlığını yürüten Singapur’un çabaları sayesinde, RCEP müzakerelerinde esasa ilişkin ilerlemeler kaydedildiğine dikkat çekti. Başbakan Li, geçen yıl yüzde 50 olan RCEP müzakerelerinin tamamlanma ihtimalinin, bu yıl ise yüzde 80’e çıktığını vurguladı.

Singapur Başbakanı Lee Hsien Loong da basına verdiği demeçte, bir yıl içinde harcanan çabalar sayesinde, RCEP müzakereleri kapsamında piyasaya giriş konusunda gözle görülür ilerlemeler sağlandığına işaret ederek, şu an bu görüşmelerde nihai aşamaya girildiğini belirtti.

Günümüzde, tek taraflılığın baş gösterdiği, küreselleşme karşıtlığı ile korumacı yaklaşımların yayıldığı uluslararası ortamda RCEP müzakereleri kritik bir önem taşıyor.

İlk olarak, dünya nüfusunun yarısına denk gelen 3,5 milyar kişiyi kapsayacak RCEP, dünyanın yüzölçümü açısından da en büyük serbest ticaret bölgesini oluşturacak. Bununla birlikte, RCEP’ye üye ülkelerin toplam gayrisafi yurt içi hasılası 22,5 trilyon doları bulacak.

Bu nedenle, RCEP müzakerelerine katılan taraflar, müzakerelerin son aşamasının, tarafların güvenini ve olumlu beklentilerini yükseltmek için yararlı olacağı kanısında. Kurallar temelindeki çok taraflılık ve serbest ticaret düzenini destekleyen net bir sinyal anlamına da gelecek RCEP’nin bölgesel kalkınmayı ve ekonomik küreselleşmeyi de ilerletmesi bekleniyor.

RCEP’in taşıdığı ikinci önem ise bu anlaşmanın gelişmekte olan ülkelerin arzusunu yansıtmasından kaynaklanıyor. ABD merkezli Brookings Enstitüsü tarafından yayımlanan bir makalede, RCEP şu ana kadar gelişmekte olan ülkelerce yönlendirilen “en iddialı” ticaret anlaşması olarak nitelendi.

Aynı zamanda Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore tarafından Dünya Ticaret Örgütü kuralları temelinde kurulan ilk serbest ticaret anlaşması olacak RCEP, Asya kıtasının küresel ticarette liderlik rolünü üstlenmesine de yardımcı olacak.

Üçüncü olarak RCEP, dayanışma içindeki Asya’nın dünya ekonomisine verdiği katkıyı ortaya koyacak. RCEP üyeleri arasında dünyanın ikinci ve üçüncü büyük ekonomileri olan Çin ve Japonya’nın bulunması yanı sıra, söz konusu bölge, küresel ekonominin en dinamik coğrafyası konumunda.

Şayet Asya ülkeleri, çok taraflılığı ve serbest ticareti korumak ve ilerletmek yönünde ortak çaba gösterebilirlerse, dünya ekonomisi muazzam bir itici güç kazanabilir.

Japonya Başbakanı Şinzo Abe de temmuz ayında Tokyo’da RCEP ülkelerinin bakanlarıyla yaptığı görüşmede, tüm Asyalıları ticarette korumacılık karşısında birlik olmaya çağırmış, Asya’nın geleceğinin serbest ve adil ticarete bağlı olduğunun altını çizmişti.

Önümüzdeki yıl düzenlenecek RCEP müzakerelerine dair iyimser olmak için birçok neden bulunuyor. Zira Japonya açısından bakıldığında, yeni TPP11’in imzalanmasından sonra RCEP müzakerelerinin de tamamlanması, Tokyo’ya Washington ile ikili ticaret görüşmelerinde büyük bir koz sağlayacak.

Serbest ticaretin hızlandırılması ve çok taraflılık sisteminin korunmasını kendine görev addeden ve dünyanın başlıca ekonomilerinden olan Çin de RCEP’nin uluslararası sorumluluklarını yerine getirmesine tam destek verecek.

Hindistan açısından ise dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşmasına katılmak, bu anlaşmanın dışında kalmaktan çok daha yararlı olacak.

ABD’nin ticarette korumacı önlemlerinden büyük kaygı duyan Asya ekonomileri, RCEP müzakerelerinin son aşamasının da sorunsuz şekilde tamamlanmasını sağlamak için daha çok nedene ve güce sahipler. 2019, RCEP müzakerelerinin nihai hâlini aldığı yıl olmakla kalmayıp, anlaşmanın yürürlüğe girdiği yıl dahi olabilir.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum