Analiz: Ticaret savaşı potansiyel kazançların kaybına yol açabilir

cn.jpg

Kaynak: Çin Uluslararası Ekonomi Değişim Merkezi Başekonomisti: Cheng Wenling

ABD ile Çin arasındaki ticari anlaşmazlıkların, mart ayından beri inişli çıkışlı olduğunu söylemek mümkün. Ticaret savaşının kara bulutları, Çin-ABD ilişkilerine ve tüm dünya ülkelerine çok sayıda belirsizlik ve risk getirdi. Oysa farklı bir bakış açısıyla anlaşmazlıklara yaklaşılırsa, Çin-ABD işbirliği tarihinde yeni “mucizeler” yaratılabilir.

Beş açıdan potansiyel kazançlar kaybedilebilir

Ticaret savaşının başlaması Çin veya ABD’nin galibiyeti yerine iki tarafın da yenilgisiyle sonuçlanabilir ve beş açıdan potansiyel kazançların kaybına neden olabilir.

Birincisi, iki ülke geleceğe yönelik geniş işbirliği alanını yitirecek. Peterson Enstitüsü tarafından 2013 yılında yapılan araştırmanın bulgularına göre, Çin ve ABD işbirliği yaparak, serbest ticaret ve ikili yatırım sözleşmesine dair müzakereleri ilerletirse, 500 milyar ABD Doları tutarında dış ticaret hacmi ve 4 milyon 800 bin kişiye iş fırsatı daha elde edebilirler. Çin ve ABD, geleneksel ticaret açığını kapatma arayışından vazgeçerek, uzun vadeli çıkarlara göre hareket etmezlerse, geniş işbirliği ve entegrasyon ufukları da söz konusu olamaz.

İkincisi, küresel endüstri zincirinde iş payından doğacak dev çıkarlarını kaybedecekler. ABD, “301. Madde” soruşturma raporunda ortaya koyulan asılsız gerekçelerle Çin’e yaptırım uyguladığı takdirde, öncelikle küresel kredi zincirinin kopmasına yol açabilir. Bu durumda küresel endüstri, tedarik ve değer zincirleri de bozulacaktır. Sonuçta, piyasanın belirlemesi gereken küresel endüstriyel dağılım, işbirliği ve ticaret ile tüm dünya ülkelerinin bu mekanizmalar temelinde piyasadaki girişimlerinden doğan kazançlar da büyük zarar görebilir. Bu, Çin ve ABD dâhil tüm dünya ülkelerini olumsuz etkileyebilir.

Üçüncüsü, küresel ekonomik canlanmanın önündeki tarihi fırsatlar da yitirilebilir. Küresel ekonomi 2017 yılında toparlanmaya başladı, bu yıl ise kapsamlı bir iyileşme yaşandı. Dünya ekonomilerinin yüzde 75’inde büyüme görüldü. Buna paralel olarak küresel ekonominin olağan kalkınmadan hızlı kalkınma rayına girdiği gözleniyor. Çin ve ABD arasındaki ticari sorunların çözülememesi, küresel ekonomik canlanmaya da engel oluşturacaktır.

İlgili kuruluşlar tarafından yapılan araştırmaların sonuçları incelendiğinde, Çin ve ABD arasındaki ticari çatışmanın giderilememesi halinde, küresel ekonomide yüzde 40’lık bir gerileme öngörülebilir. Bu inkâr payı bırakılabilecek bir yorum değil, bir gerçektir. Zira Çin ve ABD’nin ticari büyüklüğü, dünya toplamının yüzde 25’ini oluşturuyor. Çin ve ABD’nin ikili ticaretinde sorunlar, küresel ekonomiye de büyük felaket getirecektir.

Dördüncüsü, uzun vadede kalıplaşmış uluslararası düzen ve kurallar otoriter ve bağlayıcı fonksiyonlarını yitirecek, küresel ekonomide kaosa yol açacaktır. Bir başka deyişle, Çin ve ABD işbirliği yaparsa dünya kalkınır, çatışırsa karmaşaya girer.

Günümüzde Dünya Ticaret Örgütü, kuruluşundan beri en zor dönemini geçiriyor. ABD, çok taraflılığın yerine tek taraflılığı, uluslararası kuralların yerine kendi kurallarını getirmeye çalışıyor. Tüm dünya ülkeleri, bu olumsuz gelişmelerden büyük endişe duyuyor. ABD’nin bu tek taraflı eylemleri, Çin ile işbirliğini zedeleyeceği gibi uluslararası düzeni de meydan okumalarla yüzleştirebilir.

Nitekim ABD, 1974 yılından bu yana geçen süre içinde, 301. Madde’yi kullanarak 35 ülkeye 125 kez ticari yaptırım uyguladı. Dünya Ticaret Örgütü, kurulduğu 1995 yılından sonra da ABD’nin bu yöndeki eylemlerine itiraz etti ve bu eylemlerin DTÖ kurallarını ihlal ettiğini savundu. Dolayısıyla ABD, 1995 yılından sonra 301. Madde’yi göstererek diğer ülkelere bir daha yaptırım uygulamama kararı almıştı. Bu defa ise tavır değişikliğine giderek yine 301. Madde’yi kullanıp Çin’e yaptırım uyguluyor. Üstelik bu yaptırımların boyutları imalat, ileri teknoloji ve sivil-ordu kaynaşması gibi bir dizi alana kadar genişletildi. Çok taraflılığı ve DTÖ kurallarını hiçe sayan bu adımların küresel ekonomi, uluslararası düzen ve kurallara dev meydan okumalar getireceği aşikâr.

Beşincisi ve en önemlisi ABD, Çin gibi büyük bir pazardan elde edeceği kazançları kaybedecektir. Çin pazarı hızla gelişiyor. 2017 yılında Çin pazarının büyüklüğü ABD’ninkiyle kıyaslanabilir seviyeye geldi. Mevcut gelişme hızıyla önümüzdeki dönemlerde Çin pazarı yıllık yüzde 13’lük artışla büyüyecek. Dolayısıyla Çin yakın gelecekte dünyanın en büyük pazarı haline gelecek. Bunun yanı sıra önümüzdeki 5 yıl içinde Çin’in ithalat hacmi 10 trilyon ABD Doları artacak. Bu bakımdan ABD’nin Çin’e karşı açtığı ticaret savaşı, ABD’nin büyük Çin pazarından gelecek kazancı kaybetmesine yol açacak.

Çin ve ABD beş açıdan yeni “mucizeler” yaratabilir

Ticaret çatışması, hem Çin’e hem ABD’ye ve hatta tüm dünyaya zarar getirecek. Bu nedenle Çin ile ABD arasında ticaret, yatırım ve diğer alanlardaki işbirliğinin yoğunlaştırılması, ABD’ye Çin pazarının kazançlarını paylaşma imkânı tanımanın yanında daha çok yatırım fırsatları da getirecek. Çin-ABD ticaret çatışmasını çözmenin anahtarı, ABD’nin yeni bir düşünce yolu belirlemesidir. Bu yeni yol doğrultusunda iki ülke beş açıdan yeni mucizeler yaratabilir.

Birinci olarak, ABD’nin Çin’den ithal edilen ileri teknoloji ürünlerine yönelik sınırlamaları gevşetmesi. Sadece bu girişimle Çin’in ABD’den ithal edeceği ürünlerin değeri 100 milyar dolar artabilir. Çin 2017 yılında toplamda 260 milyar dolar tutarında çip ithal etti. Bu miktarın 87,5 milyar doları ise ABD’nin eline geçti. Fakat şu anda ABD, Çin’e ihraç edilen ileri teknoloji ürünlerine de sıkı kısıtlama tedbirleri uyguluyor. ABD, bu sınırlamaları kaldırırsa Çin’in ABD’den ithalatını 100 milyar dolar artırması zor bir iş değil.

İkinci olarak, Çin ve ABD’nin dijital ekonomiyi el birliğiyle ilerletmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle, iki ülke ortak çaba sarf ederek uluslararası e-ticaret ve veri paylaşımı dâhil olmak üzere dijital ekonomi unsurlarını geliştirmelidir. 2017 yılında ABD’de sınır ötesi e-ticaret hacmi 11,6 trilyon yuanı, Çin’in e-ticaret hacmi ise 4,6 trilyon yuanı buldu. Sınır ötesi e-ticaret ve dijital ticaret alanlarında işbirliği yapıldığı takdirde Çin, ABD’den ithalatına 100 milyar dolar daha ekleyecektir.

Üçüncü olarak, Çin-ABD İkili Yatırım Anlaşması (BIT) müzakerelerinin hızlandırılması. Hâlihazırda BIT müzakereleri 34. turuna girdi. Müzakere sürecinin hızlandırılması halinde, iki ülkenin işletmelerinin istediği kurumsal ortam oluşturulmuş olacaktır. Rhodium Group tarafından yayımlanan verilere göre, 2016 yılında Çinli işletmelerin ABD’ye yatırım hacmi 45,6 milyar dolara ulaştı. Eğer Washington, BIT’i dikkate alarak Çinli işletmelere yönelik kısıtlamaları gevşetirse, bu rakam daha da yükselecek, ABD’den Çin’e yatırım hacmi de aynı şekilde büyüyecektir.

Dördüncü olarak, Kuşak ve Yol işbirliğinin pekiştirilerek, iki ülkenin Kuşak ve Yol İnisiyatifi çerçevesindeki altyapı tesisleri ve üçüncü taraf piyasasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi. Özellikle bilgi yoğun hizmet işletmeleri ve ileri teknoloji hizmet işletmeleri, önemli Kuşak ve Yol projelerinde risk kontrol ve değerlendirme desteği vermenin yanı sıra Kuşak ve Yol güzergahındaki pazarları geliştirerek bundan büyük yarar sağlayabilir.

Son olarak, Çin-ABD STA anlaşmasının ilerletilmesi. Çin-ABD STA anlaşması şu ana kadar gündeme gelmedi, ancak Peterson Enstitüsü’nün anketine göre, Çin ve ABD bu anlaşmayı imzalarlarsa aralarındaki ticaret hacmi 500 milyar dolar artacak.

Neticede Washington zihniyetini değiştirirse, Trump’ın dikkati çektiği 250 milyar dolarlık ticari açığın tamamı giderilebilir, üstelik ikili ticaret daha da gelişebilir.

Kaynak: CRI

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum