ABD’li siyasetçiler “Tibet kartı” ile vakitlerini ziyan ediyor

352352DD-0608-4663-9AFD-7D1D0746285A.jpeg

ABD’de kısa süre önce sözde “2020 Tibet Politikası ve Destek Yasası Tasarısı” imzalandı. Bazı siyasetciler, Tibet’in refah ve istikrarını baltalamak, bir sonraki ABD yönetimini yanlış yönlendirmek amacıyla Çin’in etnik ve dini politikalarına iftiralar atarak Tibet’te yaşayan Budaların olağan reenkarnasyon düzenine müdahale etmeye çalışıyor.

Tibet meselesi, Çin’in egemenliği ve toprak bütünlüğü ile ilgili temel bir konudur. ABD’li siyasetçilerin oynamaya çalıştığı “Tibet kartı”, uluslararası hukukun ve uluslararası ilişkilerin temel normlarını ciddi şekilde ihlal eden bir kâğıt israfından ibarettir.

Çin’de yaşayan Budaların reenkarnasyon sistemi yüzlerce yılda geçirdiği gelişim ve evrimlerle oluşan Budaların altın vazodan kura çekilmesi sistemiyle seçilmesi ve sonucun merkezi hükümetin onayına sunulması gibi bir dizi hassas dini ritüele ve tarihsel sisteme sahip. 14. Dalai Lama da bu sisteme göre seçilmişti.

Uzmanlar, yaşayan Budaların reenkarnasyonu konusunun Çin’in egemenliği ve hükümetin otoritesi ile dini ilkelerin ve inananların duygularının kapsamlı bir yansıması olduğunu, kesinlikle gizli amaçlar taşıyan bazı şahısların iddia ettiği gibi reenkarne olmuş kişinin “kendi başına sahip olduğu bir yasal güç” olamayacağını belirtiyor.

Tibet Özerk Bölgesi’nde 1959 yılında demokratik reformların uygulanmasından bu yana, daha evvel köle statüsündeki binlerce kişi Tibet’in efendisine dönüştü. O dönemde merkezi hükümetin güçlü desteğiyle, Tibet’in gelişimi tarihin en iyi dönemine girdi. Bölgesel GSYİH art arda 20 yıl çift haneli büyüme elde etti. 1959’da 1 milyon 228 bin olan nüfus, 2018’de 3 milyon 439 bine yükseldi. Nüfusun yüzde 90’ından fazlasını Tibet etnik grubu oluşturuyor. Bölgede doğumda beklenen ömür 70,6 yıla yükseldi. 2020 yılında Tibet’teki tüm yoksul ilçeler yoksulluktan kurtarıldı, mutlak yoksulluk ortadan kaldırıldı.

Nepal Halk Partisi lideri Yogshva Rokihimi, Tibet’in ekonomik ve sosyal gelişmesiyle ilgili “Tibet artık geri kalmışlıktan kurtuldu” değerlendirmesinde bulundu. Hollywood yapımı “Gerçek Tibet”(Tibet: The Truth 2013) belgeselinin yönetmeni Chris D. Nebe de Tibet’te sadece ekonomi, halkın yaşamı, altyapı ve eğitimin önemli ölçüde iyileştirilmediğini, aynı zamanda kültürel ve dini faaliyetlere de saygı gösterildiğini belirtti.

ABD’nin Tibet’le ilgili sözde yasa tasarısı, “bağımsız Tibet” iddiasını savunan güçlerin gidecek hiçbir yerleri olmadığını gösterdiği gibi, ABD’li siyasetçilerin küstahlık ve cehaletlerini ortaya koyuyor. Tarihteki olgulara aykırı bu adımlar, bölge halkının gönlündeki arzuya da uymuyor ve bölgenin kaderine etki etmeyecek.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum