ABD ‘kabuğuna sinmiş adam’ rolü oynuyor

20180815171443485_33164.jpg

Rus yazar Çehov yüz yıl önce yazdığı “Kabuğuna Sinmiş Adam” isimli hikayede, toplumsal gelişmeye ve tarihin akışına karşı, eski kafalı Belikov adlı bir karakter yarattı. Aradan yüz yıl geçti, bu tip “kabuğuna sinmiş adamlar” dünyada yeniden canlanıyor.

ABD’de kısa süre önce yabancı yatırımda ulusal güvenlik denetleme yasa tasarısı onaylandı. ABD Dış Yatırım Komitesi’nin denetim yetkileri son on yılda ilk kez yenilenerek güçlendirildi. Dış yatırımların ABD’ye girişinde artık daha titiz incelemeler yapılacak.

Aslında ABD uzun zamandır yabancı yatırım üzerinde ulusal güvenlik incelemesi yürütmektedir. 1975 yılında kurulan Dış Yatırım Komitesi, şirketlerin yatırım ve satın alma işlemleri konusunda karar verici yetkilere sahip. 1975 yılından bu yana, ABD’nin dış yatırımla ilgili ulusal güvenlik inceleme sisteminde birkaç kez değişiklikler yapıldı. ABD’de yeni yönetimin göreve başlamasından sonra, korumacılık giderek güçlendi ve Dış Yatırım Komitesi’nin denetim işlevlerinin güçlendirilmesi istendi. Dış yatırımla ilgili ulusal güvenlik incelemesinde reform yapan yeni yasa tasarısı, işte bu arka planın kaçınılmaz bir ürünüdür.

Ulusal güvenlik bahanesi hangi endişenin ürünü?

ABD, uzun yıllardır yabancı yatırıma kısıtlama getirirken hep aynı bahaneyi kullandı: “Ulusal güvenliği korumak!” Bugüne kadar ABD siyaset, ekonomi, ordu, bilim ve teknoloji gibi alanlarda dünyadaki mutlak üstünlüğünü korumuştur. Herhangi bir ülkenin ABD’nin ulusal güvenliğini tehdit edebileceğini söylemek, pek de inandırıcı olmasa gerek. Dolayısıyla bu bahanenin arkasında, şöyle bir endişe var: ABD, endüstriyel rekabet gücü ve teknolojik inovasyon açısından üstünlüğünü kaybetmekten korkuyor. Böylece ABD, ekonomik küreselleşme dalgasını görmezden gelerek, rakipleri hegemonyacı konumunu sarsmasın diye kendi kabuğuna çekiliyor.

ABD bu yıl Singapur ve Çin’in ABD’ye bazı yatırım faaliyetlerini ulusal güvenliği koruma gerekçesiyle durdurdu. Yeni onaylanan yasa tasarısının Dış Yatırım Komitesi’ne daha fazla yetki tanıması bekleniyor. Komite’nin bilim, teknoloji ve emlak gibi sektörlerde yatırım faaliyetlerine daha fazla kısıtlama getirme yetkisi olacak.

Ancak ABD dışında, bu “ulusal güvenlik” tanımının bulanık ve belirsiz olduğu, ABD’nin bunu istismar edebileceği savunuluyor. Mayıs 2018’de ABD ithal otomobil ve yedek parçalara yönelik sözde 232 soruşturmasını hayata geçirdiğinde, “ulusal güvenlik” kavramına çok fazla yer vermekle eleştirildi. Uluslararası Yatırım Örgütü Genel Müdürü Nancy McLernon, yatırım işlemlerinin gittikçe siyasallaşmasının kaçınılmaz hale geleceğini vurgulayarak, ABD’nin ulusal güvenlik konusunda daha büyük belirsizlikler yaratmaması gerektiğini söyledi.

Analistler, ABD’nin yabancı sermayeye getirdiği kısıtlamaların kısa vadede ABD işletmelerinin gelişme fırsatlarına zarar vererek ABD’de istihdamını azaltacağına, uzun vadede ABD’de sektörel gelişme ve teknolojik inovasyonu derinden etkileyeceğine dikkat çekiyor. Küreselleşme çağında, çok uluslu işletmeler, yatırım işbirliğinin derinleştirilmesi ve teknolojik iletişim konusunda güçlü irade ve iddialara sahip. Bunun, siyasetçilerin bencilliğinin esiri olmaması gerekiyor.

Başlıca mağdur Çin şirketleri

ABD’nin yabancı sermayeye yönelik inceleme ve kısıtlamayı güçlendirmesi sürecinde, başlıca mağdurlar arasında Çin şirketleri yer alıyor.

Eylül 2017’de ABD Dış Yatırım Komitesi (CFIUS) tarafından yayınlanan 2015 yılı inceleme raporuna göre, o yıl incelenen işlemlerin sayısı 143’ü buldu. Bunlardan 29’u Çin şirketleriyle ilgiliydi ve bu şirketler toplam incelemede yüzde 20 pay tuttu.

Çin, ABD’nin yabancı sermaye girişinde sadece yüzde 0,2’lik yer tutmasına rağmen, arka arkaya 4 yıldır en fazla ulusal güvenlik inceleme vakası bulunan ülke olmuştur.

New York’taki Rhodium Grubu ve ABD-Çin İlişkileri Ulusal Komitesi tarafından Nisan ayında ortaklaşa yayınlanan yatırım raporuna göre 2017’de Çin’in ABD’ye yaptığı yatırım miktarı 2016’ya göre yüzde 35 azalarak 29 milyar dolara ulaştı. Rhodium Grubu’nun haziran ayında yayınladığı raporda, yılın ilk 5 ayında Çin’in ABD’de gerçekleştirdiği birleşme ve doğrudan yatırımın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 92 azalarak 1,8 milyar doları bulduğu ve son 7 yılın en düşük seviyesinde kaldığı bildirildi. Raporda söz konusu duruma yol açan başlıca sebebin, ABD’nin Çin yatırımlarına yönelik güvenlik kontrolünü sıkılaştırması ve ABD yönetiminin ek yatırım kısıtlamalarını Çin’e yönelik 301. Madde soruşturmasının bir parçası haline getirme tehdidi olduğuna dikkat çekildi.

Amerikalı politikacılar, ileri teknolojiye erişmenin, işletmeler için normal bir piyasa talebi olduğunu kabul etmelidir. ABD şirketleri dünya çapında patent satın alarak teknolojik avantajlara kavuşuyorlar. Örneğin 2011’de Google, 12 milyar 500 milyon dolar ödeyerek Motorola’yı satın aldı. Amaç Motorola’nın 17 bin patentli teknolojisini elde etmekti. ABD bu ticareti onaylarken, neden teknoloji satın alma konusundaki şüphelerini ortaya koymadı? Tıpkı Amerikan sermayeli şirketler gibi, Çin şirketleri de bağımsız olarak faaliyetlerini yürütmekte ve piyasa kurallarına göre teknoloji ve patent satın almaktadır. Bu piyasa davranışı, satıcı ve alıcının çıkarlarına uyduğu gibi, ABD’nin her zaman desteklediği sözleşme özgürlüğü kurallarına riayet etmektedir. Dolayısıyla ABD’nin, ulusal güvenliğe zarar verildiği bahanesiyle Çin şirketlerinin ABD’ye yatırım yapmasını engellemesi desteksiz bir çabadır.

ABD engel koyarken Çin kolaylaştırıyor

ABD her zaman Çin’e çok yüksek yatırım engelleri koyduğundan, Çin şirketleri çoğunlukla ABD’de finans, emlak ve eğlence sektörlerine yatırım yapıyor, teknoloji sektöründe ABD’ye çok az yatırım gerçekleştiriyor. Bu yılın ilk yarısında ABD’den reddedilen birleşme davalarında, Çinli şirketlerin yatırımları genel olarak finans ve tarım alanlarında yoğunlaşmıştı. Bu birleşme davaları, ABD’nin ulusal güvenliğini nasıl “tehdit” etmektedir?

ABD yabancı yatırım denetimlerini sıkılaştırırken, Çin’in dışa açılma yöntemlerini yoğunlaştırıyor. Çin Haziran ayında, yabancı yatırım kısıtlamalarıyla ilgili yeni bir listeyi açıkladı, yabancı yatırımı kısıtlayıcı önlemler 2017 yılında 63 iken, 2018 yılında 15 tedbir azaltıldı. Bir yanda kapılarını sürekli dışa açan Çin, diğer yanda kapılarını sürekli kapatan ABD! Bu durumda sermaye hangi ülkeyi seçer? Söylemeye bile gerek yok…

Çin Ticaret Bakanlığı verilerine göre, bu yılın ilk yarısında Çin’de 29 bin 591 yeni yabancı yatırım şirketi açıldı, bu sayı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 96,6 arttı ve yabancı sermayenin fiili kullanımı yüzde 1,1 artarak 68 milyar 320 milyon ABD Doları buldu.

ABD’nin en büyük düşmanı Soğuk Savaş mantalitesi

ABD Ekonomik Analiz Bürosu (BEA) tarafından açıklanan verilere göre, bu yılın ilk çeyreğinde ABD’ye net doğrudan yabancı yatırım 51 milyar 300 milyon ABD Doları’na düştü ve bu sayı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37 azaldı, hatta 2016 yılının aynı dönemine göre yüzde 65 düştü.

ABD hükümeti sürekli “ulusal güvenlik” bahanesiyle yabancı yatırımın önündeki eşiği yükseltirken, aslında yanlış bir bahane seçiyor; herkesin malumu olduğu üzere, bazı Amerikalı siyasetçilerin izlediği izolasyon ve Soğuk Savaş mantalitesi, ABD’nin ulusal güvenliği önünde en büyük tehdit olmaya yeter de artar.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum