ABD Başkanı’nın sosyal medya engeli, Amerikan “ifade özgürlüğü”nün en büyük ironisidir

rBABCl_8SZSAHPzuAAAAAAAAAAA983.1080x744.770x531.jpg

Bazı sosyal medyadaki hesaplarının şiddeti kışkırtma riskinden dolayı kalıcı olarak askıya alınması ABD Başkanı Donald Trump için kuşkusuz ki utanç verici bir şeydir.

Daha utanç verici olan ise, her zaman “ifade özgürlüğü”nün beşiği olduğu iddiasında bulunan ABD’de devlet başkanının sosyal medya platformlarındaki ifade özgürlüğü hakkını kaybetmesidir. Bu durum tam anlamıyla Amerikan “ifade özgürlüğü”nün en büyük ironisidir.

Trump’ın sosyal medya hesaplarından şiddeti kışkırtan bilgileri paylaşarak, ABD yasasına ve sosyal medya platformlarının yönetim kurallarına aykırı davranmasıyla, ilgili platformların başkanın hesaplarını kalıcı olarak askıya almasının yasaya uygun bir hareket olduğu söyleniyor.

Tabi ki, sosyal medyada şiddeti kışkırtan herhangi bir davranış yasaklanmalıdır. Ama soru şu: ABD Başkanı son dört yılda sosyal platformlarda çok fazla konuştu, hem sahte haberler yaydı, hem de nefreti ve şiddeti kışkırttı. Peki ABD’deki sosyal medya yönetimleri söz konusu yasaklanması gereken davranışlara karşı harekete geçmek için neden bu kadar bekledi?

Washington Post’ta yer alan habere göre, ABD Başkanı, göreve başlamasından Mayıs 2020’ye  kadar geçen sürede, sosyal medyada 18 binden fazla “yanlış veya yanıltıcı bilgi” yayınladı ve bunların 3 bin 300’ünden fazlası Twitter’da yer aldı.

Afro-Amerikalı Floyd’un geçen yıl Mayıs ayında beyaz bir polis tarafından öldürülmesinden sonra, ABD’nin birçok yerinde protestolar ve isyanlar ortaya çıktı. O sırada ABD Başkanı, Twitter’daki paylaşımda “Biri soygunculuk yaparsa ateş et.” diye yazdı. Twitter, bu paylaşımı “şiddeti övme” olarak işaretlemesine rağmen, onu silmedi. ABD Başkanı, hala sosyal medyada şiddeti kışkırtan paylaşımlar yapabilirdi.

Özellikle 2020 yılında yapılan ABD Başkanlık Seçimleri’nin sonuçlarının açıklanmasından sonra, Trump, defalarca Twitter’da destekçilerini protestoya davet etti. ABD sosyal medyası buna kayıtsız kaldı. Sosyal medya mecralarının Kongre binasında yaşanan şiddet ve kaos olaylarından sonra önlem almak için aklı başına geldi. Temelde, şu anda Trump’ın sosyal medya hesaplarının askıya alınması, şiddetin yayılmasını durdurmak için makul ve meşru bir sosyal medya önlemidir, ancak bu önlem aslında içinde çok fazla siyasi bencillik içerir.

ABD Başkanı Trump’ın görevi bırakmasına on günden az bir süre kaldı, fakat Kongre binasına yapılan saldırının ardından, Trump’a ve kendisini destekleyenlere yönelik siyasi soruşturma artık başlatıldı.

ABD polisinin Kongre binasına saldıran en az 82 protestocuyu hızlı bir şekilde tutuklaması, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi’nin ordudan ABD Başkanı’nın nükleer silah kullanamayacağından emin olmasını istemesi, ABD Kongresi’nin 11 Ocak’ta Trump’a yönelik ikinci görevden azledilme sürecini başlatması gibi bir dizi krizle Trump karşı karşıya kaldı.

Böylesi bir politik atmosferde, ABD’deki büyük sosyal medyalar, sadece politik doğruculuk gösterisi için değil, aynı zamanda şiddetten uzaklaşmak ve sorumluluktan kaçmak için Trump’ın sosyal medya hesaplarını askıya aldılar.

Buna bakıldığında, Trump’ın sosyal medya hesaplarının askıya alınması, aslında sadece bir siyasi spekülasyondur.

Tıpkı İspanyol “Le Monde”da yer alan yorumda belirtildiği gibi, ABD sosyal medyalarının serbest iletişimi teşvik etmek için bir araç olması gerekiyordu, ancak sonunda yanlış bilgileri yaymak ve siyasi manipülasyon uygulamak için kullanılan birer araç haline geldiler. Bu da, insanların sözde Amerikan “ifade özgürlüğü”nün sadece iktidarı kazananların muhalefeti bastırmak için kullandığı siyasi bir araçtan ibaret olduğunu daha net bir şekilde görmelerini sağladı.

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum