Eski AB Bakanı: “AB değerler yerine parayı seçti”

1035632659.jpg

Avrupa Birliği ve Devlet Eski Bakanı Egemen Bağış, Türkiye’nin AB yolundaki tüm bu kilometre taşlarını not düştüğü “Başmüzakerecinin Kaleminden” isimli bir kitap kaleme aldı.

Bağış, hem kitabını hem de Türkiye’nin dünden bugüne AB sürecini anlattı.

Sputniknews’ten Elif Suzagezer’in Egemen Bağış’la yapmış olduğu röportajda Bağış’ın kitabı ve AB süreci değerlendirildi.

Röportajdan one çıkanlar:

Türkiye’nin 1959 yılına değin uzanan Avrupa Birliği üyeliği girişiminin üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçti.

Bu süreçte hem pek çok dinamik değişti hem de Türkiye’nin AB üyeliği konusunda atılan pek çok adımdan geri dönüldüğü için üyelik konusunda bir arpa boyu yol kat edilmedi.

Özellikle 2005’te katılım müzakerelerinin başlamadığı dönemde Türkiye’nin AB’ye üye olacağı beklentisi, bugün yerini üyelikle ilgili belirsizlik ve beklentisizliğe bıraktı.

“Türklere vize serbestisi” gibi beklentilerine, henüz AB tarafından yerine getirilmeyen yeni beklentiler eklendi.

Bunlardan en önemlisi Türkiye’nin 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişiminden sorumlu tuttuğu FETÖ’ye karşı AB’den beklediği ama asla alamadığı destekti.

Türkiye’nin AB’den, önemli ama yerine getirilmeyen, bir diğer beklentisiyse vize serbestisi oldu.

Zira 18 Mart 2016 tarihinde, 28 üyeli Avrupa Birliği tarafından, Türkiye’nin Avrupa’ya giden Suriyeli mültecileri, geri kabulü karşılığında Türkiye’ye 3 milyar Euro ödeneğin yanı sıra vize serbestisi sözü verildi.

Ancak AB’nin vize serbestisi için ön koşul koyduğu 35 madde, darbe girişim sürecinin ardından Türkiye’nin başlattığı mücadele sebebiyle krize dönüştü.

‘AVRUPA DEĞERLERİNİ BİR KENARA BIRAKTI, BAE GİBİ PARA HARCAMA GÜCÜ OLAN ÜLKELERE YÖNELDİ’

Fransa’daki yerleşmiş siyasi partilere rağmen bir işadamı olan Emmanuel Macron, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu, ABD’de hiç beklenmedik bir şekilde Donald Trump gibi birisi liderliği göğüsledi, Almanya şansölyesi Angela Merkel, aynı tonla siyaset yaparak halen görevine devam edebildi, Narendra Modi gibi birisi Hindistan’ın başbakanı oldu, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ortaya koyduğu reformlarla birlikte görev süresini sınırını kaldırdı.

Yani bizim AB sürecimizin yaşandığı dönemde görev yapan liderler yerini ulusal ekonomik çıkarları önceleyen liderlere bıraktı. Şimdiyse, gerektiğinde gümrük duvarları ören liderlerle karşı karşıya kaldık.

Bu sürecin sonunda Türkiye AB zirvelerine davet edilmemeye başladı, bir takım fasılların açılmasında engeller ortaya koyuldu.

Birleşik Arap Emirlikleri gibi demokrasisi veya Avrupa değerleriyle bağdaşır bir yanı olmayan ülkeleri, Schengen bölgesine alırlarken, Türkiye’nin terörle mücadelesi bahane edilerek vatandaşlarımıza hala vize işkencesi çektiriyorlar. Burada ciddi çifte standartlar ortaya çıktı.

Gerçek Avrupa değerleri olan demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü ve serbest pazar ekonomisi öncelik olmaktan çıktı; bunun yerini ekonomik gücü yüksek, harcama gücü olan ülkeler Avrupa için cazip hale geldi.

 

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum