“ABD halkını ‘en karanlık kışa’ sürükleyen siyasetçilerin vicdanı nerede?”

20201010201129489_40537.jpg

Time dergisinin son sayısının kapağında Beyaz Saray’ın çatısındaki dört bacadan da kırmızı virüsler fışkırdığı, sayfadaki sayısız virüsün neredeyse TIME yazısını dahi kapattığı görülüyor. Bu kapak, tüm dünyaya ABD’de salgının kontrol dışına çıkmasının ve virüsün ülkenin dört bir yanına yayılmasının sebebinin Beyaz Saray’daki siyasetçilerin görevlerini ihmal etmeleri olduğunu açıkça anlatıyor.

Geçtiğimiz hafta ABD’deki günlük ortalama vaka sayısı 46 bini aştı. ABD’nin en sembolik mekânlarından, ülkenin âdeta gücünü temsil eden yapılardan olan Beyaz Saray da salgından en çok etkilenen yerlerden oldu. ABC’nin haberinde, 7 Ekim itibarıyla ABD Başkanı dâhil Beyaz Saray’da COVID-19’a yakalananların sayısının 34’e yükseldiği belirtildi. Beyaz Saray’ın yanı sıra Pentagon’da da alarm zilleri çalıyor. Üst düzey bir Sahil Güvenlik görevlisine COVID-19 tanısı koyulurken, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mark Millley’in aralarında bulunduğu bazı generaller de kendilerine evde karantina uyguluyor.

Beyaz Saray ve Pentagon’da görevli kişilerin peş peşe salgına yakalanmaları bir tesadüf değil; ABD’li siyasetçilerin siyaseti bilimin, kişisel çıkarlarını da insan hayatının üstünde tutmalarının bir sonucu.

“The New England Journal of Medicine” dergisinin 8 Ekim tarihli sayısında yer alan “Liderlik boşluğunda ölmek” (Dying in the Leadership Vacuum) başlıklı yazıda, salgının getirdiği krizin, ABD’li liderler için bir sınav olduğu, ülkenin bu sınavdan geçemediği ve siyasetçilerin krizi bir trajediye dönüştürdüğü ifade edildi.

ABD’de geride kalan 6 ayı aşkın süredir devam eden salgınla mücadele sürecine bakıldığında, siyasi çıkarların üstünlüğünün ABD yönetiminin salgınla mücadelesinin arka planını oluşturduğu kolayca anlaşılıyor. Bu da ABD’de 210 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesinin, 7 milyon 600 bini aşkın kişinin COVID-19’a yakalanmasının asıl nedeni. Başkanlık seçiminin yaklaştığı günlerde ABD’li siyasetçiler, salgının yayılmasının nasıl önlenebileceğiyle değil, nasıl daha çok oy kazanabilecekleriyle ilgileniyorlar. Dolayısıyla, başından beri salgını önemsizmiş gibi göstermeye, gerçekleri örtbas etmeye, yalan haberler yaymaya, sorumluluklarını Dünya Sağlık Örgütü’ne atmaya ve Çin’e iftiralarda bulunmaya çalışıyorlar.

ABD’li siyasetçiler, sırf seçimi kazanmak uğruna gerçek durumu saklayarak bilimi inkâr eden bir yolda koşuyor, hatta salgını önleme konusundaki en yetkin kuruluş olan Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin çalışmalarını sürekli engellemeye çalışıyorlar.

Merkezin eski direktörü William Foege de geçtiğimiz günlerde mevcut direktör Robert Redfield’e bir mesaj göndererek, Washington’un kamu sağlığı kuruluşlarına yaptığı müdahaleleri ve salgınla mücadeledeki başarısızlığını kamuoyuna açıklama çağrısında bulundu.

ABD yönetiminin salgınla mücadeledeki performansı, halk desteğinin de büyük boyutta azalmasına neden oldu. Chicago Üniversitesi Harris Kamu Politikaları Okulu ile AP haber ajansı tarafından ortaklaşa düzenlenen bir anketin sonucuna göre, ABD halkının yüzde 56’sı, Washington yönetiminin salgının ülkede yayılmasının sorumluluğunu üstlenmesi gerektiği kanısında.

Reuters haber ajansı ve Ipsos grubu tarafından yapılan bir diğer anket ise Beyaz Saray’a olan güvensizliği yansıtıyor. Ankete katılan yaklaşık bin ABD vatandaşının yüzde 55’i Beyaz Saray tarafından yayımlanan salgınla ilgili bilgilere inanmıyor. Katılımcıların yüzde 57’si Washington’un salgınla mücadele tedbirlerini desteklemiyor, yüzde 65’i de yönetim salgını ciddiye almış olsaydı Başkan Trump’ın enfekte olmayacağını düşünüyor.

Reuters, ABD’nin küresel ekonominin toparlanması için başlıca risklerden birini oluşturduğuna işaret etti.

ABD halkı için gerçek anlamdaki karanlık dönem henüz gelmedi. Ülkenin en yetkin bulaşıcı hastalıklar uzmanı Anthony Fauci, sonbahar ve kış mevsimlerinde daha katı tedbirler alınmazsa ABD’de COVID-19 nedeniyle vefat edenlerin sayısının 400 bine çıkabileceği uyarısında bulundu.

ABD’li siyasetçiler, hiçbir şey yapmadan, daha fazla masum insanın hayatını kaybetmesini izlemeye devam mı edecek?

Yazıyı paylaşın:

Yorumlar

yorum